Geçmiş ile Günümüz Anna Laudel Contemporary’de Buluşuyor

mine kucuk huma kabakci

Röportaj: İpek Yeğinsü

Eylül ayında İstanbul’da bienal ve fuar coşkusu ile birlikte heyecan verici birçok etkinlik bekliyor sanatseverleri. Bunlardan biri de küratörlüğünü Huma Kabakcı ile Mine Küçük’ün beraber üstlendikleri “Geçmiş Günümüzle Buluşuyor / Past Meets Present”. İstanbul’un sanat çehresine yeni bir soluk getiren Anna Laudel Contemporary’de gerçekleşen sergide Sami Aslan, Burçak Bingöl, Hera Büyüktaşçıyan, Ahmet Civelek, Onur Hastürk, Patrick Hough, Bilal Hakan Karakaya, Seçil Kınay, Hasan Kıran, Maude Maris, Ardan Özmenoğlu, Murat Palta, Shahpour Pouyan, Gazi Sansoy, Elvan Tekcan ve Pınar Yolaçan’ın yapıtları yer alıyor. Ayrıntıları projenin küratörleriyle konuştuk.

Nasıl tanıştınız? Sergi projesi ve Anna Laudel ile işbirliğiniz nasıl ortaya çıktı?

H.K.: Mine ile uzun zamandır tanıdığımız ortak bir arkadaşımız tarafından tanıştırıldık ve ilk sohbetimiz çok keyifli geçti. Sergi projesinin konuşulması ise birkaç buluşmadan sonra organik bir şekilde oldu. Önce birlikte küratöryel bir konsept taslağı ve sanatçı listesi hazırladık, sonra da bu sergi fikriyle Anna Laudel Contemporary'ye gittik. Mine, galerinin direktörü Ferhat Yeter’i önceden tanıyordu. Ferhat'ın kardeşi Binnaz ise yakın arkadaşım; onun için güzel bir tesadüf oldu.

M.K.: Ortak arkadaşımız bizi tanıştırdıktan çok kısa bir süre sonra sergi fikrini konuşma başladık. Sergiyi Anna Laudel Contemporary ile beraber yapmaya karar verdiğimiz sırada, galerinin 19. yüzyılda Osmanlı Postahanesi olarak kullanıldığını öğrendik. Bu da küratöryel konsept ile bire bir örtüşüyordu. Düşünsenize: serginin adı ‘Geçmiş Günümüzle Buluşuyor’ ve galerimiz daha önce Osmanlı Postahanesi olarak kullanılmış. Bir iş olacağı zaman bütün taşlar yerine oturuyor galiba.

hasan kiran catalhoyukte yasam

Serginin kavramsal çerçevesinden daha ayrıntılı bahsedelim mi?

H.K.: Sergi konseptini oluştururken Mine ile ortak ilgi alanlarımızdan konuşmaya başladık ve geçmişin günümüze olan etkisinden esinlendiğimiz için o konuya odaklanmak istedik. Geçmiş, sanat tarihinde ve sanatsal uygulamalarda oldukça önemli bir rol oynar. Dolayısıyla insan olabilmenin ne anlama geldiğini kavramak için maddi dünyayla nasıl bütünleşmemiz gerektiğinin yanı sıra, arkeoloji ve antropolojinin rolünü de anlamamız gerekir. Şimdiki zaman geçmişle beslenir ve geçmiş olmadan var olamayacağı için geçmişe bağımlıdır. Geçmişi, bugünü ve birbirleriyle olan ilişkilerini tanımlamaya çalışırken, serginin eş-küratörleri olarak Mine ve ben, tarihten ve tarihin günümüzdeki yaşamlarımızı şekillendirdiği gerçeğinden büyülendik. Sergiye ‘Geçmiş Günümüzle Buluşuyor’ adını verirken, hem geçmişe doğru bir kazı yapma fikrinden esinlendik, hem de günlük hayatlarımızda tanık olduğumuz belirli tarihi olayları, nesneleri, mimariyi veya şeyleri yeniden yorumlamak, yeniden tanımlamak ve yeniden değerlendirmek istedik. Serginin İstanbul’da düzenleniyor olması, coğrafi olarak Asya ile Avrupa arasında konuşlanmış olan bu büyülü şehrin pek çok kültüre ve tarihe ev sahipliği yapmış olması sebebiyle sergimizin teması ve adında etkili olan bir başka unsur.

M.K.: Benim lisansım tarih öncesi arkeolojisi üzerine. Farklı alanlarda çalışmalar yapıyor olsam da arkeoloji ve tarihe olan tutkum hiç geçmiyor. Bu nedenle Huma’nın da detaylı olarak anlattığı kavramsal çerçeve ile sergi yapmaya karar verince çok heyecanlandım. Geçmişin kültürel izlerini izleyicilere çağdaş sanat eserlerinde sunabiliyor olmak bu heyecanı daha da artırıyor.

Sergide yer alan sanatçıları hangi kriterlere göre belirlediniz?

H.K.: Sanatçı seçimi de organik bir şekilde gelişti; birbirimize sanatçı ismi ve eserler önerdik. Çoğu zaman ortak tanıdıklarımız ve sanatçılar olduğunu fark ettik. Sonraki aşamada seçtiğimiz eserlerin diğer eserlerle, sergi konseptiyle, galerinin misyonuyla uyumlu olmasına özen gösterdik. Karma sergimize Türk ve yabancı toplam 16 sanatçı katılıyor.

M.K.: Huma ile sanatçı listesini oluşturmaya başladığımızda hem ortak tanıdığımız, hem de beğendiğimiz sanatçılar olduğunu gördük. Sanatçılarla yaptığımız toplantılar ve stüdyo ziyaretlerinden sonra son listemizi oluşturduk. Bazı sanatçıların beğendiğimiz işlerini sergimize dahi ettik; bazıları ise yeni iş ürettiler.

patrick hough an archaeology of cinema



Koleksiyoner olmanızın sergi sürecine etkisi oldu mu?

H.K.: İkinci jenerasyon koleksiyoner olmamın elbet bir etkisi vardır diye düşünüyorum; Ahmet, Ardan, Shahpour ve Pınar'ın eserleri koleksiyonda yer alıyor örneğin. Ama çok da etkisi olduğunu söyleyemem. Çünkü Mine ile sergi üzerine çalışırken bu sergiye hep küratöryel olarak baktık. Ne de olsa sanatçıları seçerken eserler üzerinden gitmeyi tercih ettik.

Bir müzeolog olarak serginin küratöryel sürecini nasıl deneyimlediniz?

M.K.: Sergiyi, izleyiciye bir müze sergisi gibi sunmak istedim. Buna hem eser seçiminde hem de sergiye paralel etkinliklerde dikkat ettim. Sergiye gösterdiğim özeni Huma da paylaştığı için zengin bir etkinlik programı hazırladık. Bu etkinliklerden küratöryel tur ve sanatçı konuşması, bienale paralel bir etkinlik. Bir diğer paralel etkinlik olarak Tork Dans sanatçıları Sernaz Demirel ve Tan Temel, sergiye özel bir dans enstalasyonu hazırlıyorlar. Galeri ziyaretçisi, etkinlikleri izlemek için galeriye defalarca gelebilir.

İki küratörlü bir sergide çalışmak nasıl bir deneyimdi?

H.K.: Mine ile çalışmak benim için son derece keyifli ve akıcıydı. Mine saydığım, fikirlerine değer verdiğim ve sevdiğim bir insan. Genelde bir proje üzerinde başka biriyle çalışırken ego çatışması olabiliyor. O açıdan çok şanslıyım.

M.K.: Huma ile hislerimiz karşılıklı. Ortak iş yaparken çarpışan egolar işi gereksiz yere yavaşlatıyor ve kalitesini bozuyor. Biz doğal olarak böyle düşündüğümüz için sadece ortaya kaliteli ve iyi bir iş çıkarmak için çalıştık. Üstelik çoğu zaman bir arada bile değildik. Bazen İstanbul’da bile birbirimizi teğet geçtik.

burcak bingol dus

Bu sergiye dair ya da sergi dışında yaklaşan projeleriniz?

H.K.: Artık başka bir proje yapmak istemiyorum; zira hala doktora tezimi bitirmem gerekiyor! Ama böyle heyecan verici projeler gelince de hayır diyemiyorum. Yakın gelecekte gerçekleşecek bir başka projem genç sanatçı Sarp'ın Elgiz Müzesi’nde sergilenecek olan Lunar başlıklı özel enstalasyonu. O eser de 15. İstanbul Bienali komşu etkinliğinin bir parçası olarak 15 Eylül-15 Kasım tarihleri arasında sergileniyor.

M.K.: Ben halen İKSV için bienal rehber eğitimlerine devam ediyorum. Bienal bittikten hemen sonra, Ocak ayında Imoga Art Space’te açılacak İstanbul sergisi için çalışmaya başlayacağım.

Görsel 1: Mine Küçük & Huma Kabakcı
Görsel 2: Hasan Kıran - Çatalhöyük'te Yaşam I
Görsel 3: Patrcik Hough - An Archaeology of Cinema
Görsel 4: Burçak Bingöl - Düş II

 

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.