Ayça Ceylan ile Performans Sanatına Dair

ayca ceylan

Röportaj: İpek Yeğinsü

Ayça Ceylan, Türkiye’de performans sanatı denince kendi kuşağının akla gelen ilk isimlerinden biri. Paylaşmanın ve sanatın sağaltıcı gücüne inanan, üretmeden duramayan gerçek bir işkolik. Ayça ile ‘sanat yaşamı ve yaşam sanatı’ üzerine konuştuğumuz kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.

Performans sanatına ilgin nasıl başladı? Kendini nasıl keşfettin?

Çocukluğumdan beri yaşamı farklı disiplinlerin birbirleri ile etkileştiği anlarda tattığımı hissediyorum. Bu yüksek duygulanım hali her seferinde bana birbirinden ayrı gibi görünen alanlardan bilgileri deneyimlemeyi öğretti. On yıl boyunca hafızama eşlenen balenin bedenimle olan ilişkimdeki etkisi, anneannemin bana kattığı pagan ritüelleri ve pagan ritüellerinin baleyle olan diyalogları üniversite yıllarımda beni hareket araştırmalarına yöneltti. O sıralarda Yıldız Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği’nde eğitimime devam ediyordum. Fizik hem dansta hem de zamanı tanımlama çabalarımda en büyük destekçilerimdendi. Beş yıl boyunca dans, edebiyat, psikoloji, fotoğraf gibi alanlar otobiyografik belleğimin kendini ifade etmesi için bir ev oluşturdu. İçine yerleşebildiğim bu ev halini yaşamım boyunca devam ettirme isteğim, beni İstanbul Bilgi Üniversitesi Performans Sanatları Bölümü’yle karşılaştırdı. Dans, psikoloji ve parçacık fiziği gibi disiplinleri bir arada kullanarak bedenin ve mekanın beraber yapılandırılıp anlamlandırılması üzerinden algılama biçimlerimiz ile ilgili performanslar yapan birine dönüştüm diyebilirim.

Beslendiğin alanlar, ilgilendiğin kavramlar? Başlıca esin kaynakların?

Benlik değiş-tokuşlarımız ve bunların kişisel onarım sürecimizde belleğimizi nasıl şekillendirdiği ile ilgileniyorum. Yaptığım atölyeler ve performanslar, kendimi onarmamı sağlayan ailemin bireyleri olarak da tanımlanabilir. Otobiyografik hikayelerden ortaya çıkan minör şeylere odaklanmaya çalışıyorum Kendimizi onardıkça her şeyle ilişkilenme şeklimiz de onarılmaya başlıyor; belki de hakikat, minör diye tanımladıklarımızın içinde…. ‘Kendilerimi’ tanımlayabilmek için psikoloji, edebiyat, dans ve fizikle ilgilenmek bana iyi geliyor. Bunları birleştirdiğim algılama biçimleriyle ilgili deneylerimi ‘Performans Sanatı’ başlığı altında topluyorum. Performansa android beden ve zihinle yaklaşıyorum ama içinde primitif duygulara da yer var.

ayca ceylan dunyanin eslikcileri

Üretim sürecinden daha ayrıntılı söz edebilir miyiz? Bir performansı kurgularken nereden yola çıkıyorsun? Nasıl ilerliyorsun?

Performans benim için bir tür psikoterapi süreci. Bu sürecin var olabilmesi için, kendimizi ‘öteki’ diye tanımladığımız hafızalara olabildiğince eşleyerek statüleri ortadan kaldırmaya çabalamak lazım. Bunu bir ay dönümü ritüeli gibi düşünülebiliriz. Ritüeller kişinin kendiliğiyle iletişim kurduğu önemli ‘kanal alanlardan’ biri. Performanslarımda bu kanal alanın inşası için dans, hareket araştırmaları, tekrar ve davet olmazsa olmaz yapısal araçlar. Performans ve atölyelerimde arketipsel hafızamızı etkileyecek kamusal alan, terkedilmiş alan ve antik kent gibi birçok mekanı tercih ediyorum ve mekana özgülük benim olmazsa olmazlarımdan. Performansların inşa süreci performansçının bedeninin araştırılacak alan ile etkileşimi ile başlıyor; hareket araştırmaları ile devam edip sonrasında mekanın hafızasına dair kaynakların incelenmesiyle devam ediyor. Araştırma alanındaki diğer bedenler, bu bedenlerle performansçının bedeni arasında nasıl bir etkileşim olduğu ve bu etkileşim sırasında oluşan benlik aktarımları önemli veriler sağlıyor. Sonra topladığım verilerden bazı taslaklar oluşturuyorum; ancak dikkat edilmesi gereken en önemli şeylerden biri, bu taslakların performansı ele geçirmemesi. Performans, içinde boşluklu yapıları barındırarak iletişim kanallarını ortak kullanıma açık bırakmalı.

Türkiye ve dünyada beğenerek takip ettiğin sanatçılar, yazarlar?

Birçok isim var; burada hepsini dile getiremeyebilirim. Amanda Coogan, Maria Hassabi, ORLAN, Stelarc, Anne Teresa de Keersmaeker, Ann Hamilton, Philippe Parreno,Sarkis, Ali Kazma, Güneş Terkol, Roselee Goldberg, Andre Lepecki, Richard Schechner, Steve Reich, John Cage, Arvo Part, William Basinski…

ayca ceyla her bir ben

Bu yıl senin için oldukça yoğun geçti. 2017'nin projelerine bir göz atalım mı? Neler yaptın? Nasıl sonuçlar aldın? Yakın gelecekte bizi hangi projelerin bekliyor?

Nasıl bir şey bu performans sanatı? atölyem STUDIO-X ve Zorlu PSM’de gerçekleşti. Dört gün süren ve on beş katılımcı ile gerçekleşen atölyede birinci gün performans sanatı üzerine bir sunum gerçekleştiyorum; ikinci ve üçüncü günlerde bedenin ve mekanın birbirini nasıl yapılandırdığı üzerinden katılımcılarla beraber bir bellek araştırmasına girip, dördüncü gün çıktıları izleyicilerle paylaşıyoruz. Atölyelere ait fotoğraf ve video kayıtlarını da bir yılın sonunda bir avluyla eşleyip, on üçüncü performansı daha önceki atölyelere katılan kişilerle bu avluda gerçekleştireceğiz. Yeni dönemde bu çalışmama SALT Galata, STUDIO-X gibi alanlarda bir yıl daha devam edeceğim. Öte yandan Temmuz ayında Bomontiada’da üç performer (Gamze Tosun, Hande Cedimoğlu, Merve Midilli ) ile gerçekleştirdiğim Dünya’nın Eşlikçileri benim için yeni bir deneyim alanıydı. Bu projede -trak mimarlık’tan mimar Bihter Çelik, Özyeğin Üniversitesi’nden etkinlik küratörü İpek Yeğinsü ve sanatçı/müzisyen Cevdet Erek ile işbirliği yaptık. Benlik değiş-tokuşları üzerinden inşa edilen her bir ben isimli performansımı ise 360 İstanbul’da gerçekleştirdim. Contemporary İstanbul’un bir etkinliği için Bodrum’da Am I far from heaven? isimli, farklı benliklerimizin farkına varma ile ortaya çıkan bir -ev- arama ihtiyacı üzerine interaktif bir performans yaptım. Aynı zamanda kurucu ortağı ve küratörlerinden biri olduğum self-service art performans günlerinde on üç performans sanatçısı üç gün boyunca Palazzo Tibaldi ve Otopark’ta performanslar sundu. Önümüzdeki günlerde performanslarıma İstanbul, Ankara, Paris ve Tahran’da devam edeceğim. Ayrıca bir süredir de performatif yerleştirme kavramı üzerine çalışıyorum. Am I far from heaven? adlı, on üç parçadan oluşan performatif yerleştirmeler 3D printer ile üretilecek ve Mayıs ayında etkileşimli bir sergi haline gelecek.

ayca ceylan bugün gunlerden ne

Türkiye'de performans sanatı ile ilgili yazmaya devam ettiğin tezinden de söz edebilir misin?

Bu yıl içinde tamamlamayı planladığım tezim, 1990’lardan günümüze Türkiye’de performans sanatında kurumsal arşiv problemine odaklanıyor. Elde ettiğim verileri arşiv sergisi ve online, yazılı bir doküman aracılığıyla herkesin paylaşımına açacağım. Bu süreçte karşıma çıkan en önemli meselelerden biri de yapıların ya da kişilerin belli aralıklarla kendinden öncekileri yok sayması. Bilmediğimiz birçok veriye ulaştığımı söyleyebilirim.

Yaşamına, mesleğine ve dünyaya dair en büyük hayallerin?

MoMA’da performatif enstalasyon ağırlıklı bir sergi, Turner Prize, Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda Türkiye’yi temsil etmek ve bana iyi gelen bu üretim sürecini daha geniş kitlerle paylaşabilmek adına bir vakıf...

Görsel 1: Ayça Ceylan - Hepimize Yer Var (fotoperformans)
Görsel 2: Dünyanın Eşlikçileri performans, 90 dakika, Bomontiada 2017
Görsel 3:  Ayça Ceylan - Her Bir Ben performans, Artnivo Project Space, 2016
Görsel 4: A
yça Ceylan -  Bugün Günlerden Ne,palazzo tibaldi, performatif enstalasyon, Mayıs 2017
 

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.