Burcu Perçin’in Mermerleri…

burcu percin

Yazar: Şafak Ulusoy

Burcu Perçin terkedilmiş mekanlar, ıssız otoyollar ve bu yerlerin anlatılmayı bekleyen hikayelerini sahiplenen ve bunları eserlerine aktaran son dönemin en heyecan verici sanatçılarından. Bu yerlerle kurduğu ilişkiyi, dünyanın içinde bulunduğu duruma olan hakimiyetiyle birleştirerek çoğunlukla tuvallerine yağlıboyayla yansıttı. Bugüne kadar bu mekanların aidiyetsizlikleri, hikayesizlikleri, sanatçının sadece tuval resimlerinde değil, fotoğraf, foto-kolaj, fotoğraf baskı gibi bir çok teknik kullandığı eserlerinde de karşımıza çıktı. İlk olarak kendi çektiği fotoğraflarında yer bulan, kontrolsüz bir tüketim salgınına yakalanmış dünyada giderek artan bu atık mekanlar, atölyesinin uzun süredir yolculuğuna eşlik eden konuklarını oluşturuyordu.

Sanatçı, sahipsiz bu mekanlara olan tutkusunu, bir süredir mermer ocaklarının resimlerini yaparak bize gösteriyor. İnsanoğlunun kendi kirliliğiyle belki de en yüzleşemediği, çoğunlukla uzun kara yolları seyahatlerinde görüp direk kafalarımızı çevirdiğimiz, kıyısından köşesinden geçmeye tahammülümüzün olmadığı, dağların canhıraş çığlıkları bu ocaklar, ressamın eserlerinde kendilerini misafir ediyor. Öyle sanıyorum ki etmeye de devam edecek. Belki çok fazla seslerini duyamadığımız, duymak da istemediğimiz doğanın kendine ait olmayan bu burcu percin mermerler

beyazımsı oyuntuları kendilerine yer buldukları tuvallerde bize kendilerini hatırlatıyor. Fotoğraflamaya gittiği mermer ocaklarından çok farklı deneyimlerle döndüğünü, bu yerlerle arasında kurduğu ilişkiyi ivecen hazırladığı ham kolajlarında, atölyesini her ziyaretimde bizzat gözlemleyebildim. Maden ocaklarından ayrıntılar, kırılmış mermerler, bu taşlara inat çıkan yabani otlar, dağların içinde küçülmüş vinç silüetleri bu eskizlerle temelini oluşturduğu kompozisyonlarının başlıca figürlerini oluşturuyor. Doğanının bu incinmişliği, paletindeki muazzam renkler eşliğinde estetik ve zevk dolu yorumuyla, bir sürü dikkate değer detay ve ince ayrıntılarla naif bir şekilde tuvallerine yansıyor.

burcu percin mermerler

Görülüyor ki, bu yerlerle kurduğu ilişki, sanatçıyı hamı tanıma, maddeyi özümsemeye giden dayanılmaz bir yolculuğun içine itti. Bir mermer ustası kadar mermerlerin dokusunu, pürüzlerini, kalınlıklarını ve inceliklerini tanıma ve bilme isteğini, bir heykel atölyesinde yaptığı bu çarpıcı son işinde görmekteyiz. Bu kez dağları oyan, aslında sistemin bu yerler kadar kendilerini de hırpaladığı işçilerden birinin yerinde sanatçı. Topladığı mermerleri parçalayarak, keserek, tozlarını yutarak kendini bu oluşum sürecine tam bir hissedişle teslim ederek kendi maden ocağını yaratıyor belki de. Gerçek taşlarla oluşturduğu bu eser, insan elinden çıkma dağlara yapılan bu vahşeti, katliami, ihaneti ve parçalanmışlığı, yine bu yapılanlara tezat rengarenk, pırıltılı, yumuşak başlı bir estetiğin zarafetiyle sunuyor.

Taşları oyan birinin yerini alarak bu mekanlara olan yakınlığını daha da arttıran ressam için bu serinin en heyecanlı sürecine girdiğini söylemek sanırım hiç erken olmayacak. Bu ocakların olmazsa olmazı mermerler, sanatçının sanki bundan sonraki işlerinde doğanın içine attığı öçle bizim aramızdaki sözcüyü oynamaya devam edecekler gibi görünüyor.

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.