Devabil Kara'nın Gözünden Sis

devabil kara askida

Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde Devabil Kara'nın 9 Haziran tarihine kadar sergilenecek olan “Sis" sergisi hakkında sanatçıyla sohbet ettik.

El yapımı kağıttan hazır nesneye, soyutlamadan neon ışığa kadar geleneksel ile çağdaşın karmaşık ama bir o kadar da kendi içinde çok çok tutarlı olduğu bir sergi görüyoruz. Bu malzeme skalasının amacından, malzemelerin birbirleri ile ilişkilerinden ve üretim sürecindeki yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

Geleneksel malzemeyi çağdaş bir anlatım dilinin aracı olarak kullanıyorum. Çalışmalarımda üslup ve teknik yaklaşımın altında geleneksellik, yerellik ve yabancılık gibi kaygılara yer bırakmadan nitelik üzerine durarak onların çağdaş ve kavramsal yanıyla ilgileniyorum. Çoğul bir anlatım dili kullanmanın, benim plastik dilimi zenginleştirdiğini düşünüyorum.

Kavramsal düzlemde anlam oluşturduktan sonraki süreçte malzeme ve teknik çeşitlilik, anlatımın yaşam evrelerine hizmet ediyor. Böylece benim için yeni bir serüven başlıyor. Deneyimlediğimiz zaman faktörü ve malzemenin doğası birlikte işlemeye başlıyor. Tasarım belirlendikten sonra malzeme konusunda ön yargısız anlatıma en uygun olan malzemeyle çalışmayı seçiyorum. Herhangi bir hiyerarşi olmaksızın konunun veya kavramın kendisine odaklanarak, duyumsamanın en güçlü ifadeyi bulacağını düşündüğüm malzemeyle çalışıyorum. Bu düşünceyle hareket edince malzeme skalası da genişliyor. Bu beni daha da heyecanlandırıyor. Resim yüzeyi içinde geçerli olan bu serüvende, benim için resim yüzeyinde doku önemli. Çünkü biyolojik olanı çağrıştırıyor, doğanın kendisini. Dokuların oluşma sürecinde ben ne kadar önceden tasarlamış olursam olayım, malzemenin kendi işleyiş sürprizleri var. Tüm bunlar o resmi üstünde çalıştığım sürece canlı kılıyor. Resmimi yaparken tasarladığım yüzeyi boya katmanları ile örtüyorum sonra yer yer kazıyıp örttüğüm değerlerden bir kısmını tamamen ortaya çıkarıyorum. Bir kısmını ise belli belirsiz bir katmanın arkasında bırakıyorum. Medeniyetlerden kalanın doğanın katmanları ile örtülüp bozulması, sonra arkeologların bu katmanları tekrar kaldırması gibi ben de yüzeyimi bir kazı alanı gibi kullanıyorum. Kazıdığım her doku yerinden alınmış işlevi değiştirilmiş bir buluntunun bıraktığı iz gibi farklı bir anlam yüklenerek yeni bir yaşama dahil oluyor. Fakat bir buluntunun geride bıraktığı iz gibi zamana yenik düşmek yerine, çöken bir yıldızın oluşturduğu kara delik gibi kendi enerjisini yaratıyor.

devabil kara bekleyis

Neon ışık kullanılan ufak tuvaller aslında ilkel bir alfabeyi çağrıştırıyor. Siste kaybolan gemicilerin yollarını bulmak için gökyüzündeki işaretleri takip etmesini akla getiriyor. Sergilendikleri odada bir cümle oluşturuyor gibiler. Seyirci bu işleri incelerken nasıl bir yol izlemeli, deşifreye nereden başlamalı?

Neon çalışmalarım, resimlerimde var olan belirleyici nitelikteki çizgisel hareketlerin ışığıyla ortaya çıkıyor. Düz, yatay ve diyagonal olarak yüzey üzerinde alanlar açan çizgiler, geometrik biçimlerin de oluşumunu sağlıyorlar. Geometri doğada olmayan, zihnimizde yarattığımız soyut kavramların dili. İnsan doğayı geometri ile kontrol edip, başkalaştırıyor; kullanılabilir mekân ve nesneleri geometrinin esaslarını kullanarak nesnelleştiriyor. Geometrik formların üzerinden hangi izler, hangi gölgeler geçerse geçsin ve malzeme ne kadar deforme olursa olsun, geometrinin izini bulduğumuz her yapıt kendi soyut bütünlüğünü zamana karşı koruyor. Hafızanın ve doğanın oyunlarına karşı insan düşüncesinin ürünü olan bu soyutlama, akıp giden varlığın görünen yüzünü değiştirip başkalaştıran zamana direnç gösteriyor. Neonlar bu direncin temsili durumundalar.

Boş yüzey üzerine çizilen çizgilerin başlangıç ve bitiş noktaları, yüzeyi kontrol altına alarak bir tür kılavuzluk yapıyor. Kararlı bir direnç oluşturmaları izleyenin bakışını yönlendiriyor. Boş yüzeyler üzerinde kendi bağımsız dirençleriyle yan yana gelmeleri yeni bir anlam oluşturan kelimelerin, dizgeleri gibi tüm serginin kavramsal alt yapısının açıklamasını üstleniyor. İzleyici, sergide yer alan özellikle boya resimlerdeki görünür kılınan boşluğa odaklandıktan sonra neon çalışmalarıyla ilgilenirlerse, boşluğun direncini oluşturan çizgilerin ortak bir anlatımın elemanları olduklarını rahatlıkla kavrar diye düşünüyorum.

Bir tuvalde belli belirsiz bir şehir siluetini kuşbakışı izliyoruz. Bir diğerinde ise gökyüzü görünmeyen bir şehirden yukarı bakıyoruz. Bu, izleyicinin sergideki konumu nasıl değiştiriyor?

Çoklu bir bakış açısı, fiziksel varlığını gördüğümüzü zannettiğimiz görüntünün yeniden şekillenmesini sağlar. Aynı zamanda dış bakış ve iç bakışın birlikte çalışması, sisin oluşturduğu gizem olgusunu bilincimize taşır. İki farklı yüzey üzerindeki görüntünün bileşkesi, ancak bu tür bir bakış açısı ile bir bütünlük ve anlam oluşturur. İnsanı gelişmeye zorlayan şeylerin başında gizemleri çözme ve anlamlandırma dürtüsü yatar. Sis benzeri farklı iki bakışın anlamlandırılması kendimize özgü yeni bir gerçeklik yaratmaya ve varlık dünyamızı tekrar zihnimizde görüntülemeye zorlar.

devabil kara ufuk cizgisi

Sergideki yerleştirme, içeriği nasıl bütünlüyor?

“Sis” sergisi, galerinin girişinden itibaren kavramsal başlığın yalnızca görsel değil düşünsel şemasını oluşturmak için kurgulandı. Girişte yer alan sisin sayısal değerini veren formülün de yer aldığı neon çalışması, sergilenen çalışmaların boşluğunun temsilcisi olan yeşil renk ile izleyicinin yalnızca duyumsamasını değil zihinsel kavrayışını da harekete geçiren bir konumlama ile izleyicilerini karşılar. Sergide yer alan yüzey resimlerinin alt katmanlarının oluşumunu ve sonucunda varılan noktayı betimleyen bir video ile birlikte girişte belleğin metaforu olan çok katmanlı el yapımı kağıt malzemeden olan resim imgelerin sınırlarını aşarak var ile yok arasında, görülen ile görünmeyen mesafesinde izleyicinin tenine bir gönderme yapar. Resimde kullanılan selülozun tene çevirdiği zemin mum, doğal pigment ile birleşerek ten gibi eskir ve kırışır. Galeri alanındaki iki boyutlu resimlerde nesne ve nesnenin dışındaki boşluğun varlığı, yüzey üzerinde belleğin görselleşmesi olarak yapıta dönüşmüştür. Yüzey, artık belleğin taşıyıcısı ve boşluğun kendisidir. Galeride yer alan çalışmalar ‘’sis’’ kavramsal başlığının ifade biçimine uygun olarak boşluk ve doluluk kavramından, silikleşme ve görünür olma kavramına, alt başlıkların tartışılmasına olanak verecek şekilde düzenlendi. İzleyiciden beklenilen çalışmalarını yalnızca estetik olarak değil kavramsal boyutta da algılamalarıdır. Her izleyici için resimlerimdeki nesnel temsiliyetlerin, yeniden ve farklı şekilde keşfedileceğini düşünüyorum.

Bir klasik resim sergisinden çok kavramsal başlığı olan bir proje olarak kurulan sergide, bütünü kavratmak elbette benim için çok önemli. Sonucu değil, süreci göstermeye çalıştığım bu sergide bakışın bütüne odaklanarak estetik beğeniden ziyade serginin kavramsal başlığının yalnızca doğa olayı değil, aynı zamanda düşünsel düzlemde tartışılmasını sağlamak. Bilincimiz ister dışardan alınan madde, ister fiziksel ya da psikolojik bir rahatsızlık sonucunda karmaşaya düştüğünde bir sis altında kalmış gibidir. Bu durum, birbirinden ayırmaya zorladığımız veya sınırlarını kaybettiğimiz nesneler değil düşüncelerimizin kendisidir. Bu durumda zihin, düşünce dünyasının farklı bir basamağına geçiş yapar. Orada düşünce vardır, algı vardır, duyumsama vardır. Ancak bizim alışık olduğumuzun tamamen dışında bir var oluş sergiler.

Galeri mekanının boşluğunda sergilenen yerleştirmede ise bazı yüzey resimlerinde yer alan sandalye imgesinin kendisi, heykel kaidesi olarak varlık bulmaktadır.

Sandalyenin üç boyutlu varlığı figürle birlikte tekrar resmin imgesi haline geldi. Sandalyede üzerinde kimliği belirsiz oturan figür, geçmişin zaman boyutundan çıkmış bir heykel iddiası içeriyor. Yerçekimine paralel konumda yerleştirilen düzenek içerisindeki sandalyenin durağan yapısı, enerjik ve haraketli bir yapıyla yer değiştiriyor. Orijinal sandalyenin kaide olarak kullanıldığı düzenlemede kaide ve heykel arasındaki ilişkinin tekrar sorgulanması beklentisi var. Şeffaf bir kaide üzerinde varlık gösteren heykel, kaidenin içerisinde bulunan sandalye ile hem boyut hem de benzerlik ilişkisinde bir çelişki yaratarak şeffaf malzemenin üzerinde yer çekiminden kurtulmuş düşsel bir yapıyı öneriyor. Kullanılan diğer malzemeler ile birlikte çok anlamlılığı oluşturan bir yapı kazanıyor.

Eserlerinizde insan-doğa ilişkisini nasıl işliyorsunuz? Sanat üretiminiz dışında doğanın hayatınızda nasıl bir yeri var?

Resimlerimde düz bir yazıdan daha çok şiirsel bir anlatımın peşindeyim. Dokuyu, dokunun kapatıcılığını ve açıkta bıraktıklarını, gizemin bilinmeyenin bir göstergesi olarak kullanıyorum. Kapatılan her imge -Malevich’in Siyah Kare’sine bir gönderme olarak- sonsuz olanakları içerir. Hayal gücümüz imgelemimizde sonsuz olanakları devreye sokar. Ben resmin izleyicisine, imgelemimde şiirsel bir izlek kurgulamaya çalışıyorum. Doğada karşılaştığımız her doku, zamana ait bir hikâyeyi ve geçmişi anlatır. Doğa görüntüsünde bizi ona bakmaya çeken bu çok katmanlı şiirsel oluşumdur. Doku aynı zamanda kişiye dokunma hissi veren başka duyularımızı da uyaran bir görsel psikolojik etkiye sahiptir. Bir durum karşısında ne kadar çok duyumuz algı sürecine katılırsa, o durumun insan üzerinde yarattığı yaşamsallık deneyimi de o kadar güçlü olur.

Bu yüzden doğal şeyleri kendimize yakın hissederiz. Doku, benim resimsel dilimin önemli elemanlarından biri. Çünkü yaşama, öze, zamana ve duyguya dair pek çok öğeyi içinde taşıyor.

Görsel 1: Devabil Kara - ''askıda'', 160x140 cm, Tuval üzerine
Görsel 2: Devabil Kara - ''Bekleyiş'', 2018, tuval üzerine akrilik, 2018
Görsel 3: Devabil Kara - ''Ufuk çizgisi '' 200x170 cm, tuval üzeri yağlı boya+akrilik, 2018

 

 

Yazar Hakkında

avatar
Müzik, Sinema, Tiyatro, Güncel Sanat, Kitap ve Keşif ana başlıkları altında okuyucular, güncel kültür sanat haberlerini takip ederken, yapılan röportajları keyifle okuyor...

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.