Kopenhag’da Çağdaş Sanat İçin Mekan: Nikolaj Kunsthal

Yazar: Kıvanç Gökmen

Nikolaj Kunsthal, eskiden kilise olarak kullanılmış çok katlı bir mekanda, dünya çapında birçok önemli sanatçının sergilerine ev sahipliği yapıyor. Bu sergileme alanında, yıl içerisinde sürekli değişen ve farklı mecraların iç içe olduğu, Santiago Sierra, John Akomfrah ve Larissa Sansour gibi isimlerin sergilerini görmek mümkün.

Nikolaj Kunsthal, şehre giden çağdaş sanat tutkunları tarafından bile es geçilebilen bir mekan. Şehrin iddialı ve büyük müzelerinin cazibesini dikkate alınca, gezilecekler sırasında arka sıralara düşmesi normal karşılanabilir.  Fakat bugüne kadar izleyici karşısına çıkarılan sergileri ve isimleri görünce, Kopenhag ve Danimarka’nın en iddialı ve ayakları yere basan çağdaş sanat mekanlarından birini görüyorsunuz.

Mekandan başlayacak olursak eğer bu noktada bir ironiyle karşılaştığımızı belirtmek gerek. Bir çağdaş sanat mekanı için kiliseden devşirilmiş bir alan... Nikolaj Kunsthal’ın sahip olduğu kilise binası 1200’lerin başında Kopenhag’ın üçüncü en eski kilisesi olarak inşa edilmiş. 1700’lü yılların sonundaki yangından sonra restore edilerek sosyal işler için kullanılmaya başlanmış. 1957 yılında sanatsever Knud Pedersen tarafından binada bir sanat kitaplığı oluşturulmuş ve sanat için paylaşım noktası olabilmesi amaçlanmış. 1960’lardan itibaren ise çağdaş sanata dair etkinlik ve sergilere ev sahipliği yapmaya başlamış. Bunlar arasında döneminin en ilerici ve öncü manifestolarına ilişkin girişimler ve Fluxus’un ilk “happening”leri gibi adı anılması gereken etkinlikler de bulunuyor.

Üzerinde durdukları kritik alanları, kendi deyimleriyle, bugünün politik, sosyal ve kültürel konuları. Mekana ilk adım attığımda sergileri bulunan isimler Larissa Sansour, Rune Fjord ile Trine Bastrup, Santiago Sierra... Aşağıda sergilere ayrıntılarıyla değineceğiz. Fakat sergilerin içeriklerini henüz duymadan, sadece isimler dahi küratöryal seçki açısından çok şey söylüyor.

Mekanda ayrıca birçok farklı etkinlik de gerçekleştiriliyor. Sergilerle ilişkili sanatçı konuşmaları, interaktif buluşmalar, konserler ve dahası... Örneğin benim ziyaretimde, alt kat, adeta bir rüya bahçesini tasvir eder şekilde hazırlanarak çocuklara ve elbette büyüklere armağan edilmişti. Aynı zamanda “Hullet i Rummet” isimli bir sergiydi fakat otomatikman çocuklar ve aileleri için bir etkinlik alanına dönüşmüştü.

Nikolaj Kunsthal, bir sergileme alanı olmanın yanı sıra sanata ilişkin konularda öncülük çabası da gösteriyor. Buna için 2011 yılında video sanatını ön plana çıkarmak üzere oluşturulan FOKUS isimli platform dahilinde, her yıl 3-4 hafta süren bir video sanatı festivali düzenleniyor. Farklı ülkelerden katılan birçok sanatçıyı biraraya getirirken, izleyiciler için çok hareketli, canlı, etkinliklerle dolu bir atmosfer yaratılıyor. Tarihleri önceden kontrol ederek, Kopenhag’a yapacağınız bir ziyareti festival ile denk düşürmek sizi hayli memnun edebilir.

Mekana uğradığınızda, kulede gerçekleştirilen etkinliklerden birisine rastlama şansınız da var; haftalık konuşma veya müzik etkinliklerinden birisini izleyebilirsiniz. Yaklaşık 25 TL gibi bir giriş ücreti bulunuyor ve sergiler Çarşamba ücretsiz gezilebiliyor, Pazartesi günleri ise kapalı. Şehrin en canlı alışveriş caddelerinin arasında bulunan mekana, Kongens Nytorv metro istasyonundan kısa bir yürüşle ulaşmak mümkün.

“Gelecekte onlar, en iyi porselenden yediler”

Larissa Sansour, Filistin’de doğmuş ve ardından “ülke”sinden ayrılıp, Batı’da yaşamış, Kopenhag, New York ve Londra’da güzel sanatlar eğitimi almış, yükselen bir isim. Eserleri birçok önemli sergi mekanını ve bienali geziyor (Daha önce İstanbul Bienali’nde de gördüğümüz sanatçı 2011 yılında Depo İstanbul’da Falafel Road isimli bir (Oreet Ashery ile birlikte) sergi ile yer aldı). Bu ön bilgi, kendi başına Filistin doğumlu olup Batı’da yaşayan bir sanatçının, politik söylemden beslenen bir pratik içerisinde olmasını olağanlaştırıyor.

Sergiden bahsedelim. “In the future they ate from the finest porcelain - Gelecekte onlar, en iyi porselenden yediler” ile Larissa Sansour, söylem geliştirme ve mitleştirme olanaklarını elinde tutan hakim gücün metodları üzerine yoğunlaşıyor. Toptan ve toplam bir gelecek vaadi üzerinden kitlelerin düşünme ve var olma anlayışlarını biçimlendiren mesajların üretilme pratiklerinin serimlemesine girişiyor.

Sergi 29 dakikalık bir video ve objelerden oluşuyor. Sansour, metinler için Soren Lind ile yardımlaşmış. Bilim kurgu video ile dünyanın çeşitli bölgeleri için devam eden global mücadelede, arkeoloji ve tarihin nasıl araçsallaştığını sorguluyor. Videoda görüntüler eşliğinde bir psikiatrist ve kendisinden “direnişçi lider” olarak bahsedilen karakterlerin diyaloğunu takip ediyorsunuz. Buna göre, videoda adı geçen “direnişçi lider”in geleceğe gönderdiği/miras bıraktığı üst kalite porselenler ile “geçmişin insanlarına ilişkin bir mitsel tema yaratma” amacından bahsediliyor.

Psikiyatrist, direniş liderine cevaplaması zor, ağır sorularla gidiyor: videodaki diyalogları takip ettiğinizde, bir şekilde geleceğe tahakküm etme ve “gelecekteki bugün”e dair bilgiyi değiştirme dürtüsünün hastalıklı durumu gözler önüne seriliyor. Buna göre direnişçinin bugünün gerçeğini gelecekte manipüle ediş pratiğine tanık oluyoruz: Hayatın temel dayanağı olarak ekmek/yemek sahibi olabilmenin dahi, güç oyunları altında yaşayan bir toplum için ne denli zor olduğu, gelecekte sanki gölgelenmeye çalışılıyor. Gelecek için geçmiş zaman olan “bugün”de, bu denli ince bir zevkin hüküm sürdüğü sofralarda bu durum hiç yaşanmamış oluyor.

Şunu belirtmek gerek, bir video sanatı eseri için şart koşmayacağınız derecede estetik kaygı güdülerek ve çok yoğun bir kurgu süreciyle hazırlanmış bir izlek ile karşılaşıyorsunuz. Çok duru bir kurgu ve sizi sonuna kadar izlemek için orada tutma gücüne sahip. Görüntü ve kurgu kalitesine bakınca, maddi anlamda epey cömert davranılması gerektiği aşikar. Zaten Sansour’un bu işi, Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgesi için sanat fonları sağlayan Ibraaz tarafından desteklenmiş.

Sergiyi destekleyen fotoğrafları, porselenlerin üretimini temsil eden üretim bandını da görüyorsunuz sergide... Porselenler Filistin’e has bir desenle bezenmiş. İsimsiz bir yerde geçmesine rağmen, coğrafyayı ve mimariyi görünce buranın buram buram Orta Doğu koktuğunu hemen anlıyorsunuz. Sanatçının konuyu “yemek” yani hayatta kalabilmek için en temel gereksinim üzerinden işlemesi de bölgedeki insani durumun ihtiyaçlar pramidinin ne kadar alt basamağında olduğunu işaret eder nitelikte.

“Bomba”lar ile ilgili öncül bir  metinde Sansour, bunların Rus tipi atom bombalarının şeklinden esinle yapıldığını belirtiyor. Gelecekte bir gün bu bomba kapsülleri yeryüzüne iniyor ve açıldığında, içinden porselenlerin toprağın altında nerede olduğunu gösteren koordinatlar görülüyor. Rus tipi atom bombaları bugüne kadar bir başka büyük ülkenin yaptığı gibi siviller üzerinde denenmedi. Sanatçı bu konuda daha fazla ayrıntı vermiyor. Potansiyel güçlerinin caydırıcılığıyla bir dengeye hizmet ettikleri mi vurgulanıyor veya her şeye rağmen sakıncalı mı bulunuyorlar, tartışmaya açık. Ben de tam burada, ironinin tutarlığını okuyucunun takdirine bırakmakla yetiniyorum.

Videodan bir alıntıyla bitirelim, “Bazen gökten seramik yağmuru yağarcasına porselen düştüğünü hayal ediyorum. Önce sadece birkaç tane, sonbahar yaprağı gibi düşüyorlar; tadını çıkarıyorum. Sonra şiddeti artıyor ve bir porselen sağanağına dönüşüyor. Tıpkı kutsal metindeki helak olma sahneleri gibi”. 

Sergi ve video ile ilgili ayrıntılar için aşağıdaki linklere bakabilirsiniz. Sergi 18 Aralık’a kadar devam ediyor.

Santiago Sierra, Black Flag-Siyah Bayrak

Santiago Sierra, çağdaş sanat ile ilgili herkesin aşina olduğu bir isim. Geçmişi önemli projeler ve eserlerle dolu. Kısaca hatırlatmak gerekirse Sierra 13. İstanbul Bienali’nde kamusal alan özelinde bir işiyle yer almıştı ve başka bir seferinde “1000 Black Posters isimli çalışması dahilinde, Beyoğlu’nun muhtelif yerlerine siyah afişler yerleştirilmişti.

Sierra’nın “Black Flag-Siyah Bayrak” isimli sergisi 13 Kasım’da son buldu. Fakat bu yazıya kısaca da olsa dahil edilmesi gerekiyor. Sierra sınırlar, ulus devlet gibi kavramları sıkça ele alan bir sanatçı. Örneğin 2003’te Venedik Bienali’nde gösterilen işinin bulunduğu alana girmek için İspanyol pasaportu göstermeniz gerekiyordu. Ve Black Flag ile de belli bir bölgede dalgalanan bayrak dahilinde, belli bir hakim gücün mutlak tahakkümü irdeleniyor.

Sanatçı 2015 yılında, farklı tarihlerde önce Kuzey Kutbu’na sonra da Güney Kutbu’na, anarşizmi niteleyen birer siyah bayrak dikiyor. Gerçi Kuzey Kutbu’nun sahip olduğu zengin kaynakların bölüşümü için kutba kıyısı olan ülkeler tarafından paylaşılmak üzere masaya oturulduğunu hatırlatmak gerek. Post-kolonyal bir döneme geçip geçmediğimiz tartışmalı dolayısıyla.

Sergilemeden bahsetmeden geçmeyelim. Mekanın en üst katında, yüksek tavanlı ve kolonsuz geniş bir salon bulunuyor. Ve bu kata çıktığınızda direk olarak sergi ile yüzleşmiyorsunuz. Karşı duvara kadar beyaz bir holden ilerleyip, izole, beyaz bir alana geçiş yapıyorsunuz; tıpkı kutuplar gibi. Sergi alanında, bir camekanın içerisinde bayrakları görüyorsunuz. Kutuplarda rüzgarın hiç durmayan uğultusunu nitelemek üzere cemakanın dört köşesinde plaklar yer alıyor. Siz artık bu geniş beyaz düzlükte ilerlerken arkanızdan sert rüzgarın müziği yükseliyor... Artık siyah bayrağın ve size vermek istediği anarşist ilhamın tahakküm alanındasınız.

Kimbilir belki de sahipsiz kutuplar -en azından Güney Kutbu hala öyle- belli bir bayrağın tahakkümü altında olmaktan yılmış, siyasi konjoktürü ne olursa olsun politik enformasyon bombardımanı yapan ulus devletlerden uzaklaşmak isteyen bireyler için rüzgarın şarkısıyla bir alternatif olur; ütopya bu ya...

 
 
 
 
 
 
 
 

Yazar Hakkında

avatar
Müzik, Sinema, Tiyatro, Güncel Sanat, Kitap ve Keşif ana başlıkları altında okuyucular, güncel kültür sanat haberlerini takip ederken, yapılan röportajları keyifle okuyor...

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.