Richard Watkins/Airmail Projesi

Röportaj/Interview: Seyhan Musaoğlu
(English translation below) 

Space Debris Temmuz ayı içerisinde yaratıcı bir projeye ev sahipliği yaptı: Airmail Projesi.
Geçtiğimiz günlerde serginin açılışı için Istanbul’a gelen projenin organizatörlerinden ve sanatçılarından biri olan Richard Watkins ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
Ayrıca Richard’ın yaptığı diğer projeler hakkında bilgi almak isterseniz Space Debris’in hazırladığı podcast kanalı “Darkroom Talks” dan Airmail Projesiyle ilgili bölümü dinleyebilirsiniz: (https://soundcloud.com/space-debris-1/sd-darkroompodcast-airmail-project-final-copy) (https://itunes.apple.com/us/podcast/space-debris-darkroom-talks/id991311475) 

Airmail Projesi nedir, nasıl başladı?
Airmail Projesi evrensel bir sanat deneyi: 16 ülkeden 16 sanatçının posta yoluyla yarattığı ortak çalışmalar. Her sanatçı bir esere başlıyor, devam etmesi için başka bir ülkedeki sanatçıya gönderiyor, o sanatçı da bitirmesi üzere üçüncü sanatçıya yolluyor. Böylece 16 eserin 16 sı da dünya çapında üç sanatçı tarafından çalışılmış oluyor.
Proje, Los Angeles' da yaşayan sanatçı arkadaşım Lara Salmon ile aramda geçen bir skype diyaloğuyla başladı. Ona bu fikrimden bahsediyordum, o da "hadi yapalım" dedi. 

Peki bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Bu projeden önce  Take It & Run adlı başka bir ortaklaşa projem vardı. Çeşitli disiplinlerden 40 yaratıcı birey benim yarattığım ilustrasyonların uyarlamalarını yarattı. Bu proje ortaklaşa çalışmaların değerini anlamamı sağladı ve birbiriyle örtüşen bakış açılarının yaratıcı potansiyelini farkına vardım. Ayrıca kim mektup almayı sevmez ki? Özellikle de uzak mesafeli ülkelerden? 

Projenin sirkülasyonunu ve yapım aşaması nasıl oluştu? Oluşum süresi içerisinde ne gibi zorluklarla karşılaştınız -  egolar işin içine girdi mi, işlerin ulaşımını sağlamakta zorluklar yaşadanız mı, ve bu sorunları nasıl çözümlediniz?
Sanatçıların çoğu ya tandığımız arkadaşlarımız ya da arkadaş çevremizdendi. Ben Kolombiya ve Çin’de bir süre yaşamıştım, dolayısıyla Nini ve Federico'yu tanıyordum. Lara bir süre Lübnan'da yaşamıştı ve Meksika'da yaşayan bir aile dostu vardı. Bize de bu networklarımız içinden bağlantıları kurmak kalmıştı sadece. Bir ara sosyal medya üzerinden de değişik ülkelerden sanatçıları bulmaya çalıştık. Özellikle de Afrika’daki kurumlara onlarca email gönderdik ama sonuç hüsran dolu oldu. Birine ulaşabilmek icin baya uğraştık ama kimse geri dönüş yapmadı. Daha sonra Güney Afrikalı bir arkadaşıma sordum ve o beni Andile diye bir sanatçıyla tanıştırdı. Andile Afrika'da çok iyi bilinen ve saygı gören bir seramik sanatçısı. Kendisi  illustrasyonlarıyla da işler yapan ve kolektif çalışmayı çok seven bir sanatçı.

Bu projenin en güzel yanlarından biri sanatçıların ya projeyi çok sevmesi ya da nefret etmesi. Böylece projeyi seven ve ne yapmak istediğimizi anlayan sanatçıyı projeyi yapmaya ikna etmek çok zor değil.
Zorluklara gelince, postada bir kaç işi kaybettik! Şansımıza ikisi projenin ilk aşamasında kaybolduğundan, yeniden başlatmak kolay oldu. Fakat diğer başka bir kayıp: bitmiş final işlerden biri hala Güney Afrika posta servisinde bi yerlerde takılı. DHL "gümrük" de olduğunu söylüyor ama tam olarak nerede ve nasıl geri alabileceğimizi bildirmiyor.. İşin kaybolmasında yaratıcı bir romantik bir hava olsa da, projeyi sergilerken bu işin yerine nerede olduğunu bulabilmek adına sanatçıların arasında geçen  hummalı mesajlaşmaları koyduk. Eserin adı "Uyumak" bu yüzden ben, ‘hala gümrükte uyuyor’ diyorum. 

richard

Ortaklaşa yapılan bir projede çalışmanın avantajları ve dejavantajları neler?
Herşeyi koordine edebilmek çok kapsamlı bir iş! Proje görünüşte basit olsa da, herkese neyi ne zaman yapmaları gerektiği, kime hangi işi göndermeleri gerektiğini ve hangi tarihe kadar yollanması gerektiğini vesaire sürekli hatırlatmam gerekiyordu. Bir çok yönden yaratıcı özgürlüğü olmasından dolayı, üretim aşaması az çok belliydi. Bence projeye başlarken tüm sanatçıların bu projenin kendi üretim süreçlerini ya da yaratıcı çalışmalarını engelleyecek ya da yerine geçecek bir tehdit olmadığının farkına varması lazım. Bu yüzden ben projeye evrensel bir sanat deneyi demeyi seviyorum. Farklı bir şekilde yaratıcılığın kullandıldığı bir oyuna davet gibi aslında. Bana göre sanatçıların çok hoşuna gitti bu provokasyon ve simulasyon. Mesela Rosie çok ayrıntılı çalışan Yeni Zelandalı bir ressam, postada Andil'den (Güney Afrika) ve Nini (Çin) aldığı iş çok yoğun ve karışık bir işti. Kendi başına hiç yaratmayacağı bir işle karşı karşıya kalmıştı ama işi aldığında çok dikkatli bir şekilde işin gizli yanlarını ortaya çıkaran çizgilerle eseri çok hoş bir şekilde yeniden birleştirdi ve projede en beğendiğim işlerden biri oldu.
richard


Tabii ki bu şekilde yaratılan her iş aynı etkiyi bırakamıyor, ama yine de sanatçıların birbirleriyle çalışma biçimlerini incelemek çok ilginç. Sergiyi sevebilmeniz için de illa her final işe aşık olmanız gerekmiyor. Yaratıcı sürecin nasıl işlediğini görmek ve sanatçıların nasıl ürettiğini incelemek yeterince etkileyici oluyor zaten. 

Sergi İstanbul’a gelmeden önce Los Angeles, Beyrut ve en son Londra'da gösterildi. Gösterildikleri yerlerdeki ilgi nasıldı? Farklılıklar ya da benzerlikler var mıydı?
Projenin gösterildiği her yer birbirinden çok farklıydı. Özellikle de Londra'daki; Camberwell Sanat Festivali’ nin bir parçası olarak halen işlev gören bir posta ofisinde gerçekleştirildi.  Camberwell Sanat Festivali Birleşik Krallığın en eski görsel sanat festivallerinden biri, bu sene 21. si düzenlendi.
Posta ofisine gelenlerin mektup postalamak ya da pul almak için sıraya girdiklerinde sergiyi görmeleri çok eğlenceliydi. Festivali takip eden sanat severlerin yanı sıra şehirde yaşayan yerlilerin de sergiyi tesadüfen görmeleri de çok güzeldi. Projenin bu tarafı çok hoşuma gidiyor, hem sofistike sanat çevreleri tarafından beğeni görmesi (yaratıcı süreç ve eser sahipliği üzerine sorgulanmasıyla beraber) aynı zamanda herhangi birinin anlayabileceği ve takdir edebileceği bir proje. Öyle ki gösterildiği yerlerde gerçekleşen en favori diyaloğum postahaneye bir mektup yollamak icin annesiyle gelen 7 yaşındaki bir kiz çocuğuyla oldu. Üç değişik kişinin bir iş üzerinde çalışma fikri çok hoşuna gitti ve eserler hakkında bir sürü soru sordu. En beğendiği iş "Gizli Bahçe" (Secret Garden)  resmindeki denizkızının kuyruğunun derisini döken gerçek bir kertenkeleden geldiğini söylediğimde bu işe bayıldı.

richard


Projenin Istanbul'da gösterilmesi hakkında nasıl hissediyorsun?
Istanbul’da olmasının en heyecanlı yanlarından biri, serginin gösterildiği yerler arasında  İstanbul’un, Airmail projesinden hiçbir sanatçının bulunmadığı ilk şehir olması. Space Debris'in kurucusu Seyhan'la ilk defa daha önce aktif olarak yer aldığı uluslararası ortaklaşa bir proje vasıtasıyla tanışmıştım. (Artsho Experiment). Daha sonra Airmail Projesi hakkında konuşmaya başladık ve projeyi  sergilenmek üzere muhteşem galerisine davet etmesi beni çok gururlandırdı. 

Her eserin yaratılma sürecinde, dünyayı dolaşırken,  onu farklı kılan ve duygusal bir boyut katan kendine özel bir hikayesi var. Eserler sergilenirken, bu hikayelerin ne kadarı izleyicilerle paylaşılıyor, ve paylaşıldığında eserlere bakış açısını, değerlendirilme şeklini nasıl değiştiriyor ya da değistiriyor mu, bir etkisi var mı?Izleyiciler hikayeleri duyduğunda ya da yapım aşamasındaki adımları anladığında kesinlikle farkli bir boyut katıyor. Ama biz eserleri sergilerken izleyicilerin işlerin son hallerini görmesini istedik. Işlerin son hallerinin altındaki değişik katmanlarının olmasının başka bir sihir kattığını düşünuyorum. Meraklıları için her aşamanın kaydedildiği projenin bloguna bakmalarını önerebilirim. theairmailproject.tumblr.com 

richard


Projeyle ilgili gelecekteki planlarınız neler?
Bu projenin bir sonraki aşaması için çalışmalara başladık bile. Bu projenin başlangıç noktasından yola çıkarak ve bu tür ortaklaşa çalışmadan öğrendiklerimizi de göz önüne alarak bir sonraki aşamayı başlatacağız. Bu projenin adı “The Mixup”. Benzer bir oluşum sürecini izleyecek  ama bu sefer ilk aşamasında dünya çapında 6 değişik şehirden bir grup sanatçının katılımıyla yerel olarak gerçekleşeceği bir proje olacak. Şu anda kesinleşmiş şehirler Los Angeles, Beyrut, Medellin, Cape Town ve İstanbul. Seyhan projenin İstanbul ayağını Space Debris'de yürütecek. Projenin bir parçası olmak isteyen ya da projeyle ilgili daha fazla bilgi almak isteyen olursa Seyhan'la iletişime geçebilirler. 

Interview: Richard Watkins, Airmail Project 

What is the airmail project, how did it start?
The Airmail Project is a global art experiment: 16 artists from 16 countries collaborating by post. Each artist starts a piece of work, then sends it to a second artist in a different country to work on, who sends it to a third artist to finish. So all 16 pieces of artwork are worked on by three artists from around the world, and all 16 artists get to work on three pieces. The project started in a Skype conversation between me and Lara Salmon, an artist friend who lives in LA. I was telling her about the idea and she said “Let's do it”. 

How did you get the idea?
I had a previous creative collaboration project (Take It & Run) where 40 creatives from all sorts of disciplines did "cover versions" of my illustrations. I think that got my taste for collaboration projects as I started to see the creative potential of colliding visions. And who doesn’t love getting letters? Especially from far flung countries. 

How did you establish the circulation and the making of the project? Were there setbacks- did egos come in to place in creating, did you have trouble circulating the artwork and how did you overcome these issues if so?
Most of the artists are either friends or friends-of-friends. I lived in Colombia and China so I had contact with Nini and Federico. Lara had lived in Lebanon and had a family friend from Mexico. From there we just worked out through our networks. We did at one point try to find people through social media and sent loads of emails to art institutions in Africa but it was a bit of a disaster really. Lots of effort but nothing came back. Then I asked my South African friend if he knew any artists and he was friends with Andile, who is a pretty renowned ceramic artist who was wanting to do more with his illustrations, and loves to collaborate.
The great thing about the project is artists love the idea or hate the idea. So for the people that love it and get what we are trying to do, its not exactly difficult to persuade them.

In terms of challenges - we lost a few pieces in the post! Luckily two were lost at the very start of the process so we could just start again relatively easily.
The only other loss: one of the final pieces is still somewhere in the South African postal service. DHL says it is “in customs” but won’t tell us where or how we might get it back… Although there is a creative romance in its disappearance and in the shows we have showed in it’s place the increasingly frantic messages between the artists as we tried to track it down. Its called “Sleeping” and so I like to say it is still asleep in customs.

richard


What would you say are the strengths and setbacks in working in a collaborative project?
It’s a lot of work to coordinate! Even though the project is simple, i had to keep reminding people what to do and when - who to send the work to and what the deadlines were. In many ways because the creative freedom of the project comes in that the process is quite fixed.
I think all the artists need to be clear that it is not something that will replace or conflict with their solo work. That’s why I like to call it a global art experiment. It is an invitation to play with a quite different approach to creating. I think all the artists enjoyed the provocation and stimulation. For example Rosie is a very precise and careful New Zealand painter - the piece she received in the post from Andile (SA) and Nini (China) was quite hectic and full. She was confronted with a piece she never would have created, but actually what she was able to do was to insert some careful line work that really pulls the piece together in a powerful way and it became one of my favourite pieces.
richard

Of course not every piece created this way “works” to the same extent but its interesting to look at how the artists work together, and I think to really enjoy the show you don’t have to be in love with every final piece. I think it is stimulating to consider the creative process and see how the artists have worked together.
 

The exhibition was shown in LA, Beirut and lastly London before traveling to Istanbul. Were there differences in how it was received by the public and/or similarities?
Well, the spaces have been quite different. Most notably London was shown in a working post office as part of Camberwell Arts Festival - the UK’s oldest visual arts festival in its 21st year. It was fun that people could see the artwork whilst they were queueing up for their stamps. It was great because as well as Art lovers of the festival we also just had locals stumbling on the show. I love that the project can be appreciated on quite a sophisticated artistic level (with questions of authorship and creative process) but also can be enjoyed for what it is: a fun project that everyone can understand. In fact, across all of the shows my favourite conversation was with a 7 year old girl who came to post a letter with her mum. She really got into the idea of three people working on each others drawings, and kept asking questions about the work. Her favourite piece was Secret Garden - she loved it when i told her that the mermaid tail came from a real life lizard who sheds her skin. 

richard


How do you feel about it being exhibited in Istanbul?
I think the biggest excitement of being in Istanbul is that it’s the first exhibition from a city where we don’t have an airmail artist. I met Seyhan from Space Debris at a previous international collaboration she was involved in (ArtSho Experiment). We got talking about the Airmail Project and I was very proud that she invited us to show in her wonderful gallery space. 

Each piece has its own specific story both in making and traveling the globe that makes them eccentric and adds an emotional dimension to the piece, each very compelling in their own way. How much of the stories are being communicated through when shown to public, and if so do you feel this effects the way they are viewed?
It definitely adds a dimension to the work when people hear of the stories, or understand the steps. But we made a very deliberate choice that in showing the work we wanted to let people see the final work. I think the fact that there are layers to enjoy underneath the final work is part of the magic of what makes the final pieces worth looking at. For the curious, they can always look back at the blog where every stage of the process is documented theairmailproject.tumblr.co

RİCHARD


What is next?
 
Well - we are already brewing the next stage of the project, building on the idea - to take what we have learned about this kind of collaboration to the next level. The project is called The Mixup and will follow a similar process but this time it will involve sets of artists in 6 different cities around the world - at the moment it looks like that will be London, LA, Beirut, Medellin, Cape Town and Istanbul. Seyhan from Space Debris will be hosting the Istanbul leg of the project,   so if you want to get involved or find out more then get in touch with her.

Görsel 1: “Uyumak” (Sleeping), 2014, kağıt üzerine serigraf ve karakalem, Nini Sum (Çin) tarafından başlandı, Henk Holsheimer (Hollanda) tarafından üzerinde çalışıldı, Musonda Kabwe’ye gönderildi ama ulaştırılamadı, Space Debris’in izniyle.
Görsel 2: “Way Beyond Home”, 2014, kağıt üzerine gazlı kalem, grafit ve serigraf, Andile Dvalyne (Güney Afrika) tarafından başlatıldı, Nini Sum (Çin) tarafından üzerinde çalışıldı, Rosie Cooper (Yeni Zelanda) tarafından bitirildi, Space Debris’in izniyle.
Görsel 3: “Gizli Bahçe” (Secret Garden), akrilik boya, kertenkele derisi ve tüylerle karışık medya, 2014, Maria Szamia Mokbel (Macaristan) tarafından başlatıldı, Lara Salmon (Amerika) tarafından üzerinde çalışıldı, Robert  Ekblom (İsveç) tarafından bitirildi, Space Debris’in izniyle.
Görsel 4: Airmail Projesi, Space Debris, enstelasyon görüntüsü, 2015
Image 1: “Sleeping”, 2014,  screenprinting and charcoal on paper, started by Nini Sum (China), worked on by Henk Holsheimer (Holland), sent to (but didn’t arrive with) Musonda Kabwe (Zambia), courtesy of Space Debris.
Image 2: “Way Beyond Home”, pen, graphite and silkscreen on paper, 2014, started by Andile Dyalvane (South Africa), worked on by Nini Sum (China), finished by Rosie Cooper (New Zealand), courtesy of Space Debris.
Image 3: “Secret Garden”, mixed media with paint, lizard skin and feathers,  2014, started by Maria (Hungary), worked on by Lara Salmon (USA),  finished by  Robert  Ekblom (Sweden), courtesy of Space Debris.
Image 4: Airmail Project, Space Debris, installation image, 2015

Yazar Hakkında

avatar
Müzik, Sinema, Tiyatro, Güncel Sanat, Kitap ve Keşif ana başlıkları altında okuyucular, güncel kültür sanat haberlerini takip ederken, yapılan röportajları keyifle okuyor...

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.