Şakir Gökçebağ ile Nesnenin Hicivselliğine Dair

sakir gokcebag

Röportaj: İpek Yeğinsü

ADAS (Architecture Design Art Space), İstanbul’un sanat haritasına yeni katılan, taptaze, ışıl ışıl bir alan. Koleksiyoner Ömer Özyürek tarafından kurulan ADAS’ın programında güncel sanatın yanı sıra tasarm ve mimariye yönelik projeler de yer alacak. Başarılı sanatçı Şakir Gökçebağ’ın 15 Eylül’de bienale paralel olarak başlayan sergisi ise görülmeye değer. Gökçebağ ile sergisinden hareketle sanatına dair dopdolu bir söyleşi yaptık.

Serginin adı ve kavramsal çerçevesi nasıl ortaya çıktı?

Nasıl ki etrafımızda yoğun eşya-malzeme yığınları var, onlarla yaşıyoruz ve bunun farkında değiliz, sanat da etrafımızda aynı yoğunlukta olabilir. Her şeyin sanat’a dönüşme potansiyeli vardır sonuçta. ‘Önüm Arkam Sağım Solum’, adı üstünde, oyun çıkışlı bir sergi. Buradaki nesnelerin her birini diğerinden bağımsız olarak kurguladım ve sanki sıradan bir ev ya da işyeri gibi yerleştirdim. Bu nedenle bilinen sergileme sistematiğinin dışında bir sonuç ortaya çıktı. Öte yandan serginin adı ile kavramsal çerçevesi örtüştüğünde genellikle daha iyi olur. Bu ve bundan önceki sergilerimin çoğunda bu durum gerçekleşti. ‘Allreadymade’, ‘Prefix & Suffix’, ‘Der Die Das’, ‘Simple Present’... ‘Önüm Arkam Sağım Solum’ da zaten ilgi alanıma giren bölgenin bir başka adı; yani etrafımızdaki sıradan şeyler. Bu ad altında bir sergi yapma düşüncem uzun yıllardır vardı; pek çok proje gibi arşivimde sırasını bekliyordu ve adından ötürü Türkiye’de gerçekleşmek zorundaydı.

sakir gokcebag

Gündelik, hazır nesnelerin ardındaki estetik olanaklarla ilgilenmeye ne zaman, nasıl başladınız? Hamburg'a gidişiniz nasıl oldu? Bir sanatçı olarak Almanya ile Türkiye'deki deneyimlerinizi karşılaştırsanız neler söylersiniz?

Hazır nesneleri sanatsal değil, oyun çerçevesinde kullanmamın geçmişi çocukluğuma kadar gider. Kendi oyuncağını yapmak gibi... Ciddi anlamda yerleştirme türünde işler yapmaya 90’lı yıllarda katıldığım ‘Günümüz Sanatçıları’ sergileriyle başladım. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyesiyken Hamburg’a gelişim, akademik değişim ile oldu. Almanya’da kişisel sergilerim peş peşe geldi. Aslına bakarsanız, internetin bu denli yaygın olduğu bir zamanda nerede yaşadığınızın eskisi kadar önemi yok. Venedik Bienali’ni kısmen de olsa oturduğunuz yerden takip edebilirsiniz örneğin. Almanya’da olmamın avantajı, Türkiye’ye göre biraz daha fazla sergi yapma olanağına sahip olmam. Çok fazla ürettiğim için hiç iş tekrarı yapmadan yılda 3-4 kişisel sergi yapabiliyorum. Çok yorucu; ama üretmek güzel. Sanatsal pratikler açısından ise Türkiye ve Almanya arasında hiç fark yok.

Serginiz, aynı zamanda Adas gibi genç bir sanat mekanının İstanbullu sanatseverlere merhaba dediği ilk etkinliği oldu. Adas ile yollarınız nasıl kesişti?

Ömer Özyürek’i uzun zamandır tanıyorum. Koleksiyonunda işlerim de var. Aslında bu sergi çok daha önce gerçekleşecekti. Birçok etmen bir araya geldi ve ancak Eylül ayında gerçekleştirilebildi. Ayrıca Ömer ve eşi Ayşegül, hazırlıklarına geçen yıl başladığım ikinci kitabıma büyük destek oldu. Serginin 176 sayfalık bir kitap ile paralel olarak gerçekleşmesi çok güzel bir şey!

sakir gokcebag nihavend

İnsanoğlu nesnelere belki de haddinden fazla anlam yüklemeye, onları anıtsallaştırmaya, fetişize etmeye oldukça meyilli. Yapıtlarınızda bu bağlamda hicivsel bir yaklaşım da söz konusu. Sizce günümüzde sanatın kendisi bu denklemin neresinde duruyor?

Bu hep böyle olagelmiştir. İnsan doğal olarak çevresini etkiler ve çevresinden etkilenir. Sanatçı da kendi mizacına göre tepki gösterir. Eğer tanıdık bir nesneyi ezberimizdeki imajından farklı bir biçimde ele alırsanız bu kendiliğinden hiciv olur. Burada biçimsel ve içeriksel yaklaşımın bir arada olması da çok önemli. Ben hem konsepti hem de estetiği önemsiyorum. Objeleri fetişize etme, ikinci bir anlam yükleme niyetinde değilim; bilinen imajının dışına çıkarak yeni, yaratıcı, farklı bir bakış açısı sağlamayı öngörüyorum. Günümüzde sanatçı için pek çok akımın, eğilimin o kadar da önemi yok. Akımlar kişiselleşti. Standart tanımlar üzerinden çerçeveler çizmek artık çok zor; bu hem sanatçı, hem de izleyici açısından böyle.

Sanat ile tasarımın birbirine sıkça dokunduğu, hatta zaman zaman onları gerek kullandıkları dil, gerek bağlam açısından ayırt etmenin zorlaştığı bir çağdayız. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Çalışmalarınızın sanat ve tasarım ile olan ilişkisini nasıl tanımlarsınız?

Günümüzde birçok diğer alanda olduğu gibi sanat ve tasarım da iç içe geçti. Yalnız burada ince bir ayrım var; o da tasarımdaki ‘yarar’ ve ‘işlev’. Siz sanatı öyle bir yerde kullanırsınız ki bu bir tasarım olur. Veya tam tersi. Ben kendi işlerimi hiç tasarım gözü ile kurgulamamış olsam da, günlük kullanım nesneleri ile ilgilendiğim için tasarım ile doğal olarak organik bir bağ söz konusu.

sakir gokcebag

Yakın gelecekte sizden hangi diğer projeleri bekliyoruz?

Projelerim genellikle mekana özgü; başka bir deyişle projenin niteliğini mekan belirliyor. Mekanı gördükten sonra oraya özgü işler üretiyor veya arşivimden fikir aşamasında olan, henüz sergilenmemiş işler seçiyorum. Yalnız yerleştirme değil, sergilemediğim fotoğraf projeleri de var. Dolayısıyla hangi projelerin ön plana çıkacağını öngörmek oldukça zor.

Görsel 1: Şakir Gökçebağ - Önüm Arkam Sağım Solum afiş
Görsel 2: Şakir Gökçebağ - Önüm Arkam Sağım Solum sergisinden görünüm
Görsel 3: Şakir Gökçebağ - Nihaven, 2016
Görsel 4: Şakir Gökçebağ - Four of a Kind, 2016

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.