Sergen Şehitoğlu ile Paris Sergisi Üzerine

Sergen Sehitoglu

Sergen Şehitoğlu sabırlı ve donanımlı bir sanatçı. Bir mühendisin analitik yaklaşımıyla bir şairin simyacı içgüdüsünü bir arada barındırıyor. Sergen’in sanatına ve Paris’te açtığı solo sergisine daha yakından baktık, kendisiyle yaratma heyecanının satır aralarından taştığı keyifli bir söyleşiye daldık.

Röportaj: İpek Yeğinsü

Mühendislikten fotoğrafçılığa uzanan bir yolculuğun var. Fotoğrafla nasıl tanıştın? Bu kariyer değişikliği kararını hangi noktada aldın? Mühendislik altyapının sanatına nasıl etki ettiğini düşünüyorsun? 

Fotoğrafla ilk tanışmam üniversite döneminde, analog bir Zenit ile oldu. Kısa ama eğlenceli bir dönemden sonra dijital makinelerle geçtim; belli bir süredir de üretimime fotoğraf makinesi kullanmadan devam ediyorum. Üniversitede aldığım mühendislik eğitiminin sanatsal pratiğime mutlaka etkisi vardır. Ama meslek olarak hiç mühendislik yapmadığım için tam bir kariyer değişikliği yaptığım söylenemez. Yapısal olarak analitik ve programlı biriyim; belki eğitimim bunu biraz daha pekiştirmiştir. Zaten yaklaşık on yıldır sanat üretiminin içindeyim. Ayrıca sanatsal üretimimi maddi olarak destekleyen bir işim daha var ve bu durumun beni biraz daha özgür kıldığını düşünüyorum; hem üretim hem sunum sırasında kararlarımı minimum zorunlulukla almamı sağlıyor.

Kavramsal olarak seni besleyen düşünürler kimler?Sergen Sehitoglu

Okuduğum, izlediğim ve konuştuğum herkesten etkileniyorum sanırım. Özellikle bazı okuma dönemlerim oluyor, okumak dışında birşey yapamadığım. Ayrıca konuşmaktan ve dinlemekten çok zevk aldığım sanatçı dostlarım var; onların fikirlerinden etkileniyorum. Çalıştığım iki galeride de çok başarılı bulduğum çağdaş sanatçılar var; onların üretimlerini yakından takip ediyorum, onlar da beni çok besliyorlar. Ayrıca son dönemde sergi, kitap ve tezden ötürü “post-internet” ile ilgili daha çok okuma yapıyorum; kendi işlerimi de bu akım ve dönem içinde değerlendiriyorum. Bu akıma ait işlerden ve fikirlerden çok yararlanıyorum.

Paris'teki serginden bahsedebilir misin? Proje nasıl ortaya çıktı? Nasıl gelişti?

2014’te Sanatorium ile katıldığım Art International fuarından sonra Backslash Gallery Paris’ten beni temsil etmek istediklerini belirten bir teklif aldım. Bunun sonucu olarak 2015’te bir tanışma sergisi yaptık. Nisan 2016’da da Paris’teki ilk solo sergimi açtım. Bu sergi için hâlihazırda üzerinde çalışmakta olduğum birbirine bağlı üç seriden oluşan “Kill Memories” adlı projeyi gerçekleştirmeye karar verdim. Mekânın fiziksel özelliklerine bağlı olarak GİG Ofis mimari ekibiyle bir sergileme modeli oluşturduk. Uzun süreli bir çalışma sonucunda hem her bir seriye hem de serginin geneline ait yerleştirmeyle ilgili tutarlı ama biraz zorlayıcı bir düzen oluşturduk. Onların bu sergideki yenilikçi fikirleri tüm projeyi istediğim gibi sergilememi sağladı ve aylar süren çalışmaların sonucunda içimize sinen bir sergi gerçekleştirmiş olduk.

Sergen Sehitoglu

Bu sergide yer alan işlerinde fotoğraf makinesini ortadan kaldırıyorsun ve Google üzerinden bulduğun imgeleri yapı bozuma uğratıyorsun. Sence bu bağlamda fotoğraf sanatının geleceği nasıl bir yönde ilerliyor? Disiplin ne yönde evriliyor? Fotoğraf makinesinin yerini alacak hatta almaya başlayan yepyeni arayüzler var. Onları sanatına dahil etmeye yönelik çalışmaların var mı?

Yaklaşık üç yıldır İnternet üzerinden elde edilmiş görsellerle ilgileniyorum. Bunlar bir anlamda buluntu veya yeniden üretilen görseller; webcamlerden ve Google’ın Street View ile Google Earth arayüzlerinden elde ettiğim fotoğraflar. “Kill Memories” serisi bir webcam modelinin yaklaşık iki yıl boyunca elde ettiğim portrelerinden oluşuyor; biraz obsesif bir takip-görüntüleme ve belgeleme sözkonusu. Bunu sergide de hissettirebilmek için serinin biri hariç tüm görsellerini tek bir duvarda topladık; izleyenin tüm bakışlarla aynı anda karşılaşmasının bir simülasyonuna dönüştü bu duvar. “GSV” serisinde ise Google Street View aracılığıyla yaklaşık otuz beş ülkede dolaştım ve Google’ın aracının üzerindeki “9 eyes” adı verilen kameranın gölgesinin bu kameraya yakalanan kişilerle aynı karede olduğu görsellerin kayıtlarını aldım. Bu seriyi de alışılagelmiş siyah-beyaz fotoğraf normlarında sergiliyorum. Son kısım ise Google Earth uydu görüntüleri kullanarak oluşturuldu. Bu seriden gösterdiğim ilk iş Mt.Paektu, Kuzey Kore ve Çin sınırının üzerinden geçtiği bir dağ. Tüm bu seriler mahremiyet, gözetleme-gözetlenme, kamusal alan, erişim gibi konuların etrafında dolaşıyor. Bu toplama/belgeleme sırasında sadece bilgisayarın görüntü yakalama özelliğini kulanıyorum. Zaten o görseller,bir kamera tarafından elde ediliyorlar. Aslında makine aradan çıkmış değil; sadece ben “ikinci” bir kaydediciye ihtiyaç duymuyorum. Üretilen işler fotoğrafın alışılagelmiş sınırlarını zorluyor; medyuma ait sorgulamalar yaratıyor. Ama sanat eseri olma özelliklerini biraz da bu sorgulamalardan alıyor. Bu durum da fotoğrafın sanat olma özelliğini vurgulamamı sağlıyor. Fotoğraf doğası gereği teknolojik gelişmelerden en çok etkilenen ve bu değişimlere hızlıca ayak uydurabilen medyum. Ama bu teknolojik gelişmelerin/araçların üzerine çok büyük bir anlam yükleyince araçlar amaçların yerini almaya başlıyor. Benim sanatım için kullandığım araç işin bağlamlarından bir tanesi sadece. Baskı, çerçeve, edisyon sayısı gibi kararlar gibi üretimim için hangi kaydediciyi seçeceğim de bir karar.Sergen Sehitoglu

Bu sergide ilk defa yine bilgisayarın ekran kaydetme özelliğini kullanarak yedi adet video oluşturdum; onların da sabit görüntülerle ilişkisi beni çok heyecanlandırdı.

Dolayısıyla amacımı destekleyen tüm arayüzlere açığım. Ama bu seçimin içerik ile ilgili bir katkısı olması çok önemli.

Geçtiğimiz günlerde bir bilgisayar Rembrandt'ın çalışmalarını analiz edip yeni bir Rembrandt portresi üretti. Sence bilgisayar ve yapay zeka sanatçının konumunu, insan yaratıcılığının kapsamını nasıl etkileyecek? 

Tüm bu gelişmelerin sanatı daha da özgürleştirdiğine, kalıplarından kurtardığına, sanat-zanaat arasındaki farkı belirginleştirdiğine inanıyorum. Bir sanat eseri sanatçının zihnini barındırır. Bu şekilde baktığınızda üretilen iş ne kadar “iyi”, ne kadar “Rembrandt” olursa olsun, sanatçının bilincini barındırmadığı için bir replika olmaktan öteye gidemiyor. Ve bu gelişmeler sanat üretiminde el becerisinin zihinsellik karşısındaki gerilemesini hızlandırıyor. Sanatçı olarak değerlendirirsem tüm bu gelişmeler, içinde yaşadığım çağa ait ve ben de üretimlerimin çağa ait kodları barındırmasına çok önem veriyorum. Ayrıca fotoğraf gibi çoklu üretime açık ve bu durumun sanatsallığını sorgulatan bir dönemden, tüm eserlerin “aynısının” makineler tarafından yeniden üretilebileceği bir döneme geçiyor olmamız, sanatsal medyumların daha adil değerlendirilmelerini sağlayacaktır bence.

Sergen Sehitoglu

Dünyada ve Türkiye'de özellikle beğendiğin, takip ettiğin sanatçılar kimler?

Elimden geldiğince dünyadaki sanat üretimini düzenli bir şekilde takip ediyorum. Ama özellikle post-internet ve fotoğraf alanındaki üretilmiş tüm işleri incelemeye çalışıyorum. Son dönem projelerimde ise özellikle Thomas Ruff’tan çok etkilendim. Hatta “Kill Memories” serisi Ruff’un “Nudes” serisine bir gönderme, bir uyarlama diyebilirim. 

Önümüzdeki günlerde ne gibi projelerin olacak?

Önümüzdeki günlerde sergideki serileri barındıran, editörlüğünü Nilüfer Şaşmazer’in, tasarımını ise Dilara Sezgin’in yaptığı “Kill Memories” adlı 2. kitabım Sanatorium’un büyük desteğiyle Espas Yayınevi’nden çıkacak. Hem Türkiye’de hem de Fransa başta olmak üzere çeşitli ülkelerde yayınlanacak olan bu kitapla ilgili çok büyük bir heyecan duyuyorum. Fotoğraf üretiminin en önemli avantajlarından biri kitaba yatkınlığı ve ben de bunu zevkle kullanmaya çalışıyorum. Kitap için de çok güzel bir ekiple çalıştım; yukarıdaki isimlerin yanı sıra Fransız sanat eleştirmeni ve küratör Marianne Derrien bir önsöz yazdı ve 12 Mayıs’ta  kitabın lansmanını Backslash’te birlikte yapacağız. Bununla birlikte çeşitli üniversitelerde sunumlar ve atölye çalışmaları gerçekleştireceğiz. Umarım her şey güzel devam eder. Çok teşekkürler bu güzel sohbet için.

 

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.