Ümit İnatçı ile “Hieros Gamos Döngüsü” Sergisi Üzerine Söyleşi

umit inatci hieros gamos dongusu

Röportaj: İpek Yeğinsü

Ümit İnatçı’nın Millî Reasürans Sanat Galerisi’nde 10 Ocak’ta açılan sergisi “Hieros Gamos Döngüsü”, uygarlıkların ışığına, Hümanizm’e ve kültürün evrenselliğine bir saygı duruşu niteliğinde. Resim, şiir, sinema gibi birçok farklı disiplinde çalışmalar yapan İnatçı ile sanata bakışından dünya görüşüne uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Serginin konusu nasıl ortaya çıktı? Daha önceki sergilerinizle nasıl bir bağı var?

Konu üzerine çalışmıyorum. Entelektüel yönden beslendiğim alanlar var; bunlar da kültürel antropoloji ve sanatın orijiniyle ilgili tarihsel kesitler. Tüm sergilerimin birbiriyle bağı var. Bunun tematik olmakla bir ilgisi yok; dil bütünlüğüyle ilgili bir eğilim.

Resmin yanı sıra sinema ve şiirle ilgili çalışmalar da yaptığınızı biliyoruz. Bu çalışmalar arasında nasıl bir ilişki var? Birbirlerini nasıl etkiliyorlar?

Birkaç belgesel, kısa film ve video art dışında sinemayla ilgili doyurucu bir deneyime hala varamadım; ancak kendimi sinemaya hazırlayacak kadar bir çaba ve bilgi birikimim var. Bugüne kadar yayınladığım şiir kitabı sayısı on üç. Sanatı bir bütün olarak düşünürüm. Bir Rönesans sanatçısı gibi üretmeyi seviyorum. Simonides, “resim renklerle yapılan bir şiirdir, şiir ise sözlerle yapılan bir resimdir” diyordu; bu anlayış beni de temsil ediyor. Resimlerim bir düzlem şiiridir diyebilirim; şiirlerim de sözlerle yapılan resimler.

Beğeniyle takip ettiğiniz sanatçılar, yazarlar, şairler?

Özgün işler ortaya çıkaran sanatçıları farklılık gözetmeden takip ediyorum. Düz yazı ve şiirde de öyle, aklımda çok isim var... Soyut düşünebilen ve çözümleyici zekaya sahip olan her şeyi okuyabilirim.

Sergideki yapıtlarınızda mitolojiden ve prehistorik imgelerden izler bulmak mümkün. Kültürel mirasla aranız nasıl? Sizce bu coğrafyada bu konuda bilinci artırmak için neler yapılabilir?

Kültürel miras sanatın mayasıdır. Tüm evrenin bize sunduğu kültürel mirastan beslenirim. İçinde bulunduğumuz coğrafyaya gelince, Anadolu Uygarlıkları, Ortadoğu derken beslenebileceğimiz o kadar büyük bir miras var ki, bunlara bakmadan sanat yapmak yitik bellek üzerine yaşamla ilgili yeni anlamlar kurmaya çalışmak gibi bir yanlışı doğurur. Sanatın zamanı bölünemez bir bütündür; insanlığı oradan kavramak gerekir. Böyle bir gerçeklikle ilgili bilinci artırmak eğitim sistemine kalmış bir şey. Daha evrensel düşünmek lazım...

Kıbrıs gibi ezelden beri sorunlu, ikilemli bir bölgede doğmuşsunuz. Bildiğim kadarıyla siyasetle de yakından ilgileniyorsunuz. Dünyanın içinden geçmekte olduğu bu zor ve gerilimli döneme dair düşünceleriniz? Sizce insanlık bu sınavı atlatabilecek mi?

Kıbrıs'ta yaşanan sorun tam da bu bahsettiğimiz evrensellik durumundan kaynaklanıyor. Bütün merkezci sekter yaklaşımlar her zaman toplumlar arası ayrışmanın önünü açmış, kültürel ve siyasi çatışmayı beslemiştir. İçinde bulunduğum coğrafyanın yanılgılarına ve anlamsız kavgalarına siyaseten umursuz davranmam sanat anlayışıma da ters düşerdi; bu yüzden barışı arayan, isteyen aktivist bir tavır sergiledim. Dünyanın içinde bulunduğu şu köpüklü durum suya fazla sabun karıştırmakla ilgili. Hümanizm değer yitiriyor ve yeni bir medeniyetler çatışmasının harareti yükseliyor. İşte bütün bunlar evrensel kültürün önemsenmemesinden kaynaklanıyor. İnsanlık her defasında düşmanlıkların altından zararla çıktı; ancak bunun hala bir derse dönüştüğünü göremiyoruz. İnsani değerler hoyratça tüketiliyor; ırkçılık bir hayalet gibi binbir kılıkla her yerde karşımıza çıkıyor. Bu insanlık bu haliyle bu sınavı atlatamaz. Yeni bir medeniyet anlayışı ve yeni bir hümanizma tanımı ortaya konmalı... Ademin çamuru bozuldu... Yeniden yoğurmak gerek.

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.