Avustralya’da bir Türk: Mertim Gökalp

Röportaj: Zeynep Dilek

mertim gökalp

Biz onu 2014 Contemporary İstanbul sayesinde meşhur Kaplumbağa Terbiyecisi tablosuna getirdiği çağdaş yorum ile tanıdık ama o 2015 yılını da oldukça hareketli geçiren sanatçılardan. Yurt dışında yaşayan ve çalışan ama Türkiye ile bağlarını da güçlendirmek isteyen ressam Mertim Gökalp’le geçtiğimiz yılın akılda kalan detaylarını ve 2016’da bizi bekleyen sanat trendlerini konuştuk.

Merhaba Mertim, hikayen nereden başladı ve nasıl Avustralya’ya geldi?

Merhaba Zeynep, çok klasik olacak ama aslında resme olan ilgim çok küçük yaşlarda başladı. İlkokul öncesi yaşlardaydım hatırlıyorum, çizimlerim etrafımdaki herkesi şaşırtıyordu. Hatta öyle ki, resme olan ilgimi görünce ailem bir dönem resim dersleri aldırdı bana, ve ilk kişisel sergimi beş yaşında açtım diyebilirim. Ama bu ilgi çok uzun sürmedi ve ergenlik döneminde yerini tamamen müziğe bıraktı. O zamanlar rockstar olmaktan başka pek bir şeyle ilgilenmiyordum. Benden Jim Morrison olmayacağını keşfettiğim zaman resim bana geri döndü ve bilinçli bir şekilde resme yönelişim liseden sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne girince başladı. Üniversiteden sonra 2009’da geçici bir macera olarak Sydney’e gitmeye karar verdim, ancak 2013’te Avustralya hükümetinin bana seçkin yetenek vizesi ile süresiz oturum izni vermesi ile Avustralya macerası geçici olmaktan çıktı. Altı sene içinde Avustralya’nın en seçkin resim yarışmalarında finallere kaldım, işlerimi sergileme fırsatı buldum ve işlerim burada koleksiyonerlerin ilgisini çekmeye başladı. Çok sayıda karma sergide yer aldım ve altı seneye dört kişisel sergi sığdırdım. Ancak sanıyorum oturma iznini almamda en çok Avustralya’da çok iyi bilinen sanat ödülü Archibald Prize’da ünlü Avustralyalı tiyatro sanatçısı Bille Brown’un Türk Hamamındaki portresi ile finalist olmam, ve yarışma jürilerinden Ben Quilty’nin bu konuda beni desteklemesi etkili oldu.

mertim gökalp

Biz seni 2014 yılında Cumhuriyet Sanat Contemporary İstanbul özel ekine kapak olan tablon ile tanıdık. Osman Hamdi Bey’in meşhur Kaplumbağa Terbiyecisi resmine iddialı bir yorum getirmiştin bu resminde. Bu resimden biraz bahseder misin? Genellikle iddialı, zorlayıcı konuları veya kompozisyonları resmediyorsun sanırım?

Yetiştiğin kültürden çıkıp başka bir ülkede hayat kurunca ikili bir kimlik gelişiyor doğal bir süreç içinde. Bahsettiğin tablo benim tarzımı yansıtmaktan ziyade hem benim kişisel geçmişime, hem de bu toprakların kolektif sanat belleğine bir saygı duruşu niteliğinde. Mezunu olduğum üniversitenin kurucusu olan Osman Hamdi’nin bu eseri, sanıyorum Türk resim tarihinin dünya çapında bilinen en önemli örneği. Dolayısıyla bu eser hem tarihsel kimlik göstergesi, hem de kişisel bir anlatı.

Tarzımı en çok betimleyen kelime sanırım “keskin”: Genellikle profesyonel modeller yerine hayatın içinden, hikayeleri bana ilginç gelen, anlatacak şeyleri olan gerçek insanlarla çalışmayı tercih ediyorum. Kendimi bir nevi hikaye anlatıcısı gibi konumlandırarak, tablolarımda onların iç karmaşalarına dair ipuçları veren semboller ve ayrıntılar kullanmayı tercih ediyorum. Modern dünyanın “bireysel” insanlarını, kendi karmaşalarında boğulan yalnızları resmediyorum çoğunlukla.

mertim gökalp

Bize biraz Avustralya’nın sanat çevresinden ve Türkiye ile karşılaştırıldığında Avustralya’da sanatçılar için nasıl fırsatlar olduğundan bahsedebilir misin?

Türkiye’ye kıyasla Avustralya hükümetinin çeşitli girişimlerle sanatçılarını desteklediğini söyleyebilirim. Mesela yurt dışındaki fuarlara işlerinizi götürürseniz, lojistik masraflarının büyük kısmını karşılıyor ya da ortaklı programlarla sanatçı yerleştirmelerini destekliyor. Böylece Hong Kong, New York, Berlin, İstanbul gibi sanatın global yoğunluğa ulaştığı şehirlerde yaşama, çalışma, eğitim, sergi imkanı yakalayabilen Avustralyalı sanatçılar hem kendilerini hem de meslektaşlarını global arenada temsil edebiliyor. Ancak nihayetinde bir ada ülkesi olduğu için Avustralya’da sanat Türkiye’de olduğu kadar tepkisel değil. Dünyanın genelindeki çatışmalardan ve mücadeleden uzak olduğu için, sanatsal reaksiyonlarda biraz geriden gelebiliyor.



Diğer taraftan, Türkiye coğrafi bir düğüm noktası, kaygan zeminde bir politika kazanı. Bu durum tabii sanata da yansıyor. Sanat hayatın içinde; gerisinde değil, hatta bazen bir adım önde. Zaten en çok bu yüzden, Türkiye’yi özlüyor ve bağlarımı sıkı tutmak istiyorum.

mertim gökalp

2015, bienalin de katkısıyla, İstanbul sanat çevreleri için yoğun geçti, Avustralya için de aynısını söyleyebilir miyiz?

2015 Avustralya için de bienal yılıydı, fakat hem İstanbul’a kıyasla hem de daha önceki Sydney bienallerine göre, bazı sponsorluk sorunları yüzünden maalesef sönük bir bienaldi, çok eleştirildi, Avustralyalı sanatçıların katılımı da zayıftı bu sene. Bu açığı bienal gibi iki senede bir yapılan Sydney Contemporary sanat fuarı kapattı. 2013’teki başarının ardından daha güçlü bir seçkiye yer veren fuarda 2015’te uluslararası galerilerin sayısı oldukça yüksekti. Bunların yanı sıra Avustralya’da her sene çeşitli yarışmalarda verilen çağdaş sanat ödüllerinde de rekabet yüksekti.

mertim gökalp

Senin açından 2015 nasıl geçti?

Yarışmalar açısından verimli bir yıl geçirdiğimi söyleyebilirim, seneye Uluslararası BP Portre yarışmasında yarı-finalistlikle başladım, Doug Moran Portre Yarışmasında finalistlik ve Blake Prize Directors' Cut özel seçkisi ile bitirdim. Ama yarışmalar bir yana, 2015 aynı zamanda Avustralyalılar açısından da büyük önem taşıyan Çanakkale savaşının 100. yıl dönümüydü ve benim Türk-Avustralyalı bir sanatçı perspektifinden ele aldığım, 10 Türk 10 Anzak katılımcı ile yürüttüğüm Descendants portre projesinin sergisi 2015’te oldukça ses getirdi ve Avustralya’nın üç büyük kentinde (Sydney, Melbourne ve Canberra) altı farklı mekanda sergilendi. Projeye ait Donald Keys portresi Gelibolu Sanat Ödülü’nde finalist olarak sergilendi.

mertim gökalp


2016 için neler öngörüyorsun, sence sanat olan bitenlerden nasıl etkilenecek?

Bence 2016 iş birliği ve birlikteliklerin yılı olacak. Suriye’deki yıkım, kıyım ve beraberindeki mülteci krizi tüm dünyayı etkileyecek gibi görünüyor. Gündem, din temelli söylemler ve tezlerden geçilmez durumda. Sanatın da inanç ve kimlik meselelerinden etkileneceğini düşünüyorum. Öte yandan, bu kadar zor geçen bir senenin ardından insanlar birbirlerine yardım etmenin, birlikte hareket etmenin önemini anladılar, bunun da tabii ki sanata yansımaları olacak. Siyasi olayların insanlık üzerindeki stresini insanların birbirine kenetlenerek, yardımlaşarak aşmaya çalışmasını sanat üzerinden de takip edebileceğimizi düşünüyorum.

Biz de bu iş birliğini yansıtacak şekilde, sanat menajerim Zeynep Dilek ile, 2016 Mart ayında Sydney’de çok ses getirecek bir Çağdaş Türk Sanatçılar sergisi hazırlıyoruz. Bu sergide Türkiye’den iş birliği yaptığımız X-ist sanatçılarının yanı sıra, yine Türkiye’den Burcu Yağcıoğlu, Tunca Subaşı; uluslararası arenadan Volkan Diyaroğlu ve Avustralya’dan çeşitli Avustralyalı-Türk sanatçılar yer alacak.

Görsel 1: Wine&Spaghetti -120x90cm keten üzerine yağlı boya 2013 (web boyutu)
Görsel 2: Derwish - Portrait of Bille Brown - tuval üzerine yağlı boya (web boyutu) 165_125 cm
Görsel 3: I need Warmth 120x90 cm tuval üzerine yağlı boya 2013 (web boyutu)
Görsel 4: A Telephone call from GOD (Small)150x100cm - Mertim Gokalp 2014
Görsel 5: Mertim Gokalp - Tortoise Trainer - 2014 - keten üzerine yağlı boya - 120x90 cm (web boyutu)
Görsel 6: Sacrifice of the model by Mertim Gokalp 200x150 cm keten üzerine yağlı boya 2015 (web boyutu)

Yazar Hakkında

avatar
Müzik, Sinema, Tiyatro, Güncel Sanat, Kitap ve Keşif ana başlıkları altında okuyucular, güncel kültür sanat haberlerini takip ederken, yapılan röportajları keyifle okuyor...

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.