Elifcan Ongurlar Röportajı

elifcan ongurlar

Yazar: Polen Müge Korkmaz

Çok küçük yaşlarda sanatla tanışmış, sanatçı bir babanın kızı Elifcan Ongurlar. Çocukluğundan beri iyi bir tenis oyuncusu olduğu için herkesin ondan tenisi kariyer olarak seçmesini beklediği dönemlerde o, oyunculuktan yana çiziyor öyküsünü. Sanat yönetmeni olan babası da destekliyor kızının bu isteğini. 16 yaşında rol aldığı "Ateşin Düştüğü Yer" filmi ile başlıyor hikayesi. Film oldukça ses getiriyor ve Elifcan'a 18. Sadri Alışık Ödülleri gecesinde Ekrem Bora Umut Veren Oyuncu Ödülü'nü kazandırıyor. Yıllardır kırmızı halıya, filmlere olan tutkusunu gerçek deneyimlere dönüştürüp, oldukça da beğeni topluyor. Sanatın hemen hemen her alanına da ilgi duyuyor. Müzik, sinema, tiyatro ve resim Elifcan için oldukça önemli. Takip ediyor, araştırıyor ve öğrenme sürecini devam ettiriyor. Henüz kariyerinin başında olan ve donanımı ve performansıyla en çok "umut veren" oyuncu Elifcan Ongurlar ile kariyeri hakkında konuştuk.

Oyunculuğa ilk merakın ne zaman başladı?

Çocukluğumda. İlk ve orta eğitimimin yanı sıra sekiz yaşından beri İzmir Karşıyaka Tenis Kulübü’nde 10 yıl tenis oynadım. Milli takıma kadar yükseldim. Herkes benim tenisi sürdürmemi beklerken, aileme oyuncu olmak istediğimi söyledim. On yaşından bu yana TV’de yayınlanan Oscar törenlerini sabaha kadar izler, oyuncak bebeklerimi ödül olarak kullanır, kırmızı halıda bir gün bende yürüyeceğim diye düşlerdim. Sanatçı olan babamın desteğiyle oyunculuk hakkında bilgiler edinmeye başladım. Ta ki on altı yaşında iken “Ateşin Düştüğü Yer” filminde başrol oynayıncaya kadar. Artık filmdeki Ayşe rolüne kabul edilmiştim ve düşlerim gerçek olmaya başlamıştı.

İlk deneyiminiz bu film mi? Öyküsünü anlatır mısınız?

Az önce de söyledim; sanatçı bir babanın kızıyım. Annem ise eğitmen ve bankacı. Her ikisi de şu anda emekli. Babam İzmir Operası dramaturgu ve Karşıyaka Belediyesi Opera Sahnesi’nin ilk sanat yönetmenidir. İlkokul’da ailem piyano dersi aldırdı. Tüm çocukluğum klasik konserlerde, festivallerde, opera ve tiyatrolarda geçti. Bunların etkisinden mi olacak bilmiyorum, benim içimde oyuncu olmak vardı. Bunu babama söylediğimde o kadar mutlu oldu ki, yüz ifadesini size anlatamam. 16 yaşındayım, bir gazetede yönetmen İsmail Güneş “Ateşin Düştüğü Yer” adlı filmi için Ayşe rolünü üstlenecek bir oyuncu arıyor. Kupürü babamla paylaştım, araştırmalarımızı yaptık ve fotoğrafımı gönderdik. Hemen deneme çekimine çağrıldım ve sonucunda rolü aldım. Film Kanada’da en iyi film seçildi, Türkiye’nin Oscar adayı oldu ve bana da 18. Sadri Alışık Umut Veren Oyuncu ödülünü kazandırdı. Sonra ver elini İstanbul. Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü’nü kazandım ve bölümü 3,5 yılda bitirdim. Eğitim dönemimde “Kayıp Şehir” dizisinde Seher rolünü üstlendim. Geçtiğimiz yıl “Diva” adlı oyunda Ressam rolünü oynadım. Şimdi de sanat yolculuğumu “Kara Ekmek” ile sürdürüyorum.

elifcan ongurlar

Ekranların dışında tiyatro sahnelerinde de izleyecek miyiz seni?

Üniversitedeki denemelerimin dışında az önce de söylediğim gibi, geçtiğimiz sezon “Diva” adlı oyunda Ressam rolünü üstlendim. İzleyenlerden olumlu eleştiriler aldım. Tiyatro oynamak her zaman içimde var olan bir duygu. Umarım güzel bir oyunda yine tiyatro severlerle buluşurum. Çünkü tiyatro bir meslek değil, bir karasevdadır.

18. Sadri Alışık Ödülleri gecesinde "Ekrem Bora Umut Veren Oyuncu Ödülü"nün sahibi oldun. Bu ödül hayatına neler kattı?

Bu ödülü “Ateşin Düştüğü Yer” filmiyle aldım. Çok mutlu oldum. Oyunculuğumun ilk denemesinde ödül almak, hem de usta bir sinema adamının adının verildiği ödülü almak çok anlamlıydı doğrusu. Bir oyuncu için ödül almak, motivasyon anlamında çok değerli ve gerekli. Önemli olan oyunculuk adına çizdiğiniz yolda sürekli çalışarak, disiplini elden bırakmayarak ilerlemek. O zaman ödüller yerini bulur ve anlam kazanır. Bu nedenle bu ödülün ileriki yıllarımda, yapacaklarımla, daha da içerik kazanacağını sanıyorum.

Hayatının rolünü sorsak? Hangi rolü oynamayı en çok istersin?

Her oyuncu, canlandıracağı karakterin derinliklerine inmeli ve büründüğü kişiliği en içi biçimde, sanatın gerekirlilikleri ölçüsünde oynamasıyla zirveye ulaşır. Benim daha kat edeceğim çok yol olduğundan hayatımın rolü şu olmalıdır diyemem. Üstlendiğim rolün bana bir şeyler katması ve bir sonraki rolüme kaynak oluşturması gerekli diye düşünüyorum. Çünkü karışık ölçütlerle yola çıkıp oyunculara güzel veya kötü oynuyorsun demek çok kolay. Asıl zor ve gerekli olanı, sanatsal ölçütle yola çıkıp oyuncuları, toplumsal yerlerine oturmaktır. Bu düşünce içinde var olacak roller her zaman favorim olacaktır.

Çalışmaktan en keyif aldığın proje ne oldu?

Hiçbirini birbirinden ayıramam. Her bir proje, gelecekte yer alacağınız projelerin temelini oluşturmalı. “Ateşin Düştüğü Yer”deki Ayşe “Kayıp Şehir”deki Seher’i, Seher de “Kara Ekmek”teki Mine’yi oluşturdu. Her birinin bana verdiği keyif ve öğrettikleri çok önemli. Ama iyi bir senaryo ile değişik karakterleri canlandıracağım film projeleri içinde yer almayı çok isterim.

İleriye dönük projelerin arasında neler var? Yurtdışı planların var mı?

Yaşamımın sonuna kadar oyunculuk adına ne yapmam gerekiyorsa yapmaya gayret edeceğim. Nietsche’nin dediği gibi: “Sanat bir eğlence değil, yaşama katlanmanın en yüksek ve tek doğal biçimidir.” Benim de yaşam biçimim oyunculuk ve oyunculuğa katkı olarak biçimlenmiştir. Eğer zamanım ve maddi olanaklarım el verirse, önceki yıllarda dil için gittiğim İngiltere’ye gidip oyunculuk üzerine araştırmalarımı derinleştirmek istiyorum. Bununla birlikte Alman tiyatrosu hep ilgimi çeken bir alan olmuştur.

elifcan ongurlar

Kendini geliştirmek adına neler yapıyorsun?

Mesleki kitaplar okuyor, bol bol film izliyorum. Ciddi sayıda bir film koleksiyonuna sahibim diyebilirim. Özellikle dünya sinemalarında ödüllü filmleri, mesleki anlamda yararlı olsun diye birkaç kez izlediğim

ve kendime göre yorumladığım olmuştur. Bir de vücudumu dingin tutmak ve spor yapmak adına zaman zaman arkadaşlarımla tenis oynuyorum.

İlham aldığın oyuncu / oyuncular kim diye sorsak? Kimleri takip ediyorsun?

Çok değer verdiğim ve izlemeye çalıştığım birçok oyuncu var. Her şeyden önce Türk Tiyatrosunu ve Türk Sinemasını zirveye taşıyan, çağ atlatan birçok oyuncu ve yönetmen var. Ülkemizden bir isim vererek bir başkasına haksızlık etmek istemiyorum. Dünyaya sinemasında Meryl Streep hayranıyımdır.

Peki, neler sana ilham veriyor?

O sıralarda canlandırdığım karakterle ilgili yaşama dair her şey bana ilham verir. Sürekli gözlem yapıp, oynadığım rolleri izleyip kendimi eleştiririm. Çevremde oynadığım role yakın birisini görürsem, çaktırmadan onu izler, jest ve mimikleri kafama not ederim. Setlerde ve sahnede bunun çok yararını gördüm. Tennese Williams’ın dediği gibi: “İnsana ait olan hiçbir şey beni şaşırtmaz”

Sanatın başka hangi dallarına ilgi duyuyorsun?

Klasik müzik dinlemek, opera ve bale izlemek çok ayrı bir keyif doğrusu. Babamın etkisinden olacak sanırım, dört yaşından beri bu sanatları izliyorum. Ayrıca resim sanatı giderek içine girdiğim ve girmekten zevk aldığım bir sanat dalı haline geldi. Sergilere gitmek ve bir tablonun karşısında onu saatlerce izlemek çok mutlu ediyor beni. Özellikle ileriye dönük ünlü Türk ressamlarının tablolarını olanaklarım ölçüsünde almaya çalışıyorum. Bir de Set dışında zaman bulabilirsem, özellikle piyano konçertolarının yer aldığı konserleri kaçırmamak istiyorum. Ne demiş Aristoteles: “Müzik biz ölümlüler için her şeyden tatlıdır”.

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.