Naimation Teriminin Anlamı Nedir?

naime tasdemir Animal Photographers

Röportaj: İdil İnce

Fotoğraf sanatçısı; ilüstrasyon, animasyon ve çizgi roman çizeri Naime Taşdemir ile kendi fotoğraf çalışmalarının düşünsel temelleri, sanat tarihiyle kurduğu bağlantılar ve kullandığı teknikler üzerine bir sohbet.

Humble Servant (Mütevazi Hizmetçi) isimli serinizdeki işler fotoğraf olmalarına rağmen mürekkeple çizilmiş, fırçayla boyanmışlar gibi bir görüntü yaratmışsınız. Bu dokuyu nasıl elde ettiniz?

Fotoğraf kağıdına basmak yerine suluboya kağıdını gümüş jelatin içeren emülsiyonla fırça kullanarak kapladım. Böylece kendi ışığa duyarlı yüzeyimi yarattım. Bu durumda fotoğraf yüzeyine dünüşen materyal, ya da alt tabaka diyelim, her seferinde yeni fırça darbelerinin izini taşıdığı için basılan fotoğraflar birbirlerinden farklı olmaya devam ediyor. Böylelikle aynı negatiften birbirinden farklı ve kendinizin bile tekrar edemeyeceği işler üretebiliyorsunuz.

İnternet sitenizde Humble Servant serisine ait açıklamalar kısmında Charles Baudelaire’den 1859 tarihli bir alıntıya yer vermişsiniz. Türkçe’ye çevirirsek bu alıntıda Baudelaire özetle fotoğrafın sanatın yerini almasının doğru olmadığını ve fotoğrafın gerçek görevinin bilim ve sanata hizmet etmek olduğunu ileri sürüyor. Sebep olarak da fotoğrafın çoğaltılabilir oluşunu gösteriyor. Doğru anladıysam bu işinizin espirisi bu serideki fotoğrafların 19uncu yüzyılda yapılan botanik ilüstrasyonlarını andırması. Konunun çiçekler olmasının sebebi nedir?

Çiçek teması, ister istemez Baudelaire’i düşününce Les Fleurs du Mal’den çağrışım yaptı. Çok da klasik bir tema. Bir de dekoratif olması hoşuma gitti tabii. Fırça darbeleri de olduğu için suluboya ile yapılan çizimleri ve botanik ilüstrasyonlarını da hatırlatsın istedim. Onun dışında da seviyorum botanikle uğraşmayı. Elma ve yaban mersini kullandım başka serilerde. Metafor olarak kullanıyorum. Örneğin yaban mersini çok küçük olduğu için mesafeleri anlatmak için bana çok cazip gelmişti. Yaban mersinini kendisinin 1000 katı büyüklüğünde bir kamerayla çekiyordum. Bir duvar büyüklüğünde basabileceğim şekilde yapmıştım.

Sanki Baudelaire’in alıntısında resimle ve sanatla ilgili son kullanma tarihi geçmiş bir fikir var.

Evet, zaten 1859 Paris Salonu’nda ilk defa fotoğraf gördüğünde bu yorumu yapıyor, daha sonra kendisi de herhalde pişman olmuştur onları söylediğine çünkü fotoğrafı çok seven bir insan, kendi fotoğrafını çektirmekten de hoşlanıyor, ama öyle bir şey söylemiş bulunuyor.

Naime Tasdemir  Animal Photographers

Bu alıntıya bakarsak Baudelaire’in resimle ilgili görüşü galiba resim sanatının zirvesinin teknik beceri ve gerçekçi betimleme olduğu yönünde.

Tabii tabii. O zaman resim daha farklı görünüyordu. Bütün sanatlar daha farklı gözüküyordu.

O zamanlar kavramsal sanat da yok.

Yok tabii, zaten kavramsal sanatın gelişmesine yol açan şey de bir bakıma fotoğraf. Fotoğraf gelince resim bu eski görevinden azad oluyor. Eskiden ressamların portre ressamı, peysaj ressamı, saray ressamı gibi görevleri varmış. Fotoğraf ortaya çıkınca, özellikle daguerréotype ile, bu işler fotoğrafçılığa düşmüş. Hatta portre ressamlarının bir çoğu da ressamlığı bırakıp fotoğrafçılığa başlıyor, çünkü sanatsal bir amaçtan çok bir gereklilikten ötürü yapılan bir resim tarzı var o zamanlar. Fotoğraf gelince insanlar özgür… Tabii ki o zamanki düşünce akımlarının gelişimiyle de alakalı, ama bir yandan da fotoğrafın etkisi var. Yani onların da bakış açıları değişiyor, düşünsene o zamana kadar bildiği tek şey bire bir doğayı düzgün bir şekilde resmetmek - taklit etmeye yönelik. Ama fotoğrafın bunu yaptığını görünce insanlar anlamaya başlıyorlar.

Receptacle (Hazne) serisinde fotoğrafa boyayarak eklemeler yapmışsınız. Bu seçiminizin arkasındaki dürtü izleyenin gerçeklik algılarıyla oynama isteği mi? Boyama yöntemi anlatımınıza nasıl bir katkı yapıyor?

Boyamaları bilgisayar üzerinde yaptım, taradığım siyah-beyaz negatifler üzerinde bilgisayarda sanal fırçalar ile çalışarak. Amaç boşluk, mesafe, katmanlar üzerine bir görsel algı ortamı yaratmak. Bir de çok sık geri döndüğüm, üzerine düşündüğüm bir konunun parçası bu: Sanattaki görsel temsilin kendi geleneğine ve kendi geçmişine atıfta bulunması. Resim fotoğrafa bakıyor, fotoğraf resme bakıyor, sonra dijital fotoğraf devri başlıyor, dijital fotoğraf analog fotoğrafı yansıtmaya çalışıyor… Hem baş hem kuyruk olan bir daire gibi eviniyor.

Fotoğraf, sanatçılar için bir deneysel araç ve zihinsel sorgulama mekanizması. Fotoğrafını çektiğin zaman üç boyutlu bir alan iki boyutlu bir yüzeye dönüşüyor. O eşyalar, sandalye ile masa mesela, orada olmazsa içinde bulundukları mekan başka bir yere dönüşüyor. Fırın var, o daha komik çünkü onun bir de kendi içine açılışı var, kendi içinde de bir boşluk taşıyor. Ağaç da daha farklı.

Naime Tasdemir Humble Servant

Bir şeyin geride bıraktığı boşluktan mı bahsediyoruz?

Evet, ve de doldurduğu yerden, çünkü her ikisi için de aynı şey geçerli. O orada olursa daha farklı bir şey oluyor. O insan orada olduğunda o ağacı gölgeliyor, ikinci bir boşluk oluyor. Ormanda tencereler ve koltuklar var, orada olmaları orayı farklı bir alana dönüştürüyor. Bir orman iken birdenbire belki evsiz insanların yaşadığı yeni bir eve dönüşüyor.

Kullandığınız fotoğraf makinesinin tipi ve yaşı; filmin boyutu nedir? Karanlık oda sürecini anlatır mısınız?

Şu sıralar özellikle orta format range-finder kamera kullanıyorum, 6x7 diye adlandırılıyor bu format, yaklaşık yirmi senelik bir makine. Diğer orta format makinelere göre daha hafif ve taşınabilir. Bunun dışında özellikle 4x5 formatındaki körüklü kameraları kullanmayı tercih ediyorum, özellikle stüdyoda çalışma imkanım olduğu zamanlar. Bu kameraların en sevdiğim özelliği büyük ve detaylı negatiflerin yanı sıra bir çok harekete izin vermeeri. Her yöne dönen bir kutu düşünün, bir de bu kutunun parçalara ayrılabildiğini. Yani elinizdeki kamerayı yeniden başka bir kamera haline getirebiliyorsunuz. İnanılmaz yaratım imkanları sağlıyor bu kameralar. Fotoğrafçının kameranın içine girmesini sağlıyor. Siyah-beyaz film ile çalışıyorsam film banyosundan baskıya kadar karanlık odada çalışıyorum. Siyah-beyaz fotoğrafı özellikle gümüş baskıdan ötürü çok seviyorum ve biraz da her şey kendi kontrolümde olduğu için. Tabaka film banyo ediyorsam bütün işlemi yüzde yüz ışık geçirmeyen bir odada yapmayı tercih ediyorum. Film büyük olduğu için tek tek banyo ediyorum. Baskı işlemine geçince genelde agrandizör ile çalışıyorum, sonra yine kimyasallarla. Çok sabır gerektiren bir çalışma, ama çektiğiniz negatif iyiyse işler yolunda gidiyor genelde. Eğer kötü bir negatif ile çalışıyorsanız işe yarar bir baskı almak için daha çok uğraşmanız lazım. Genelde geri dönüşü varsa gidip yeniden çekerim böyle durumlarda. Yine de en iyi negatif ile bile bir fotoğraf baskısı için en az üç saat çalışırım. Renk de vazgeçilmez benim için, fakat klasik renkli fotoğraf banyosu ve baskısı özellikle kimyasalların çevreye ve insanlara verdiği zarardan ötürü laboratuvar desteği gerektiriyor genelde. Bu yüzden renkli çektiğim zaman filmi laboratuvarda banyo ettirip sonra tarıyorum.

Naime Tasdemir  Processor Stuffed Pepper

Bir oto-portre ne zaman sanatsal oluyor? Her selfie oto-portre midir? Örneğin sizin kısmen göründüğün Animal Photographers Society serisinde neydi harekete geçiren dürtü?

Selfienin ne olduğunu hala çözemedim ama selfieye karşı değilim; insanlar yapıyorlar, eğleniyorlar. Seneler sonra da çok hoşlarına gidecek belki yaptıkları şeyler eğer saklayabilirlerse. Kendim bir kaç otoportre çalıştım, ama bunlar oto-portre olmak amacı taşımıyordu, fotoğraf üzerine çalışmalardı. Bir kısmında çektiğim slide fotoğrafları kendi üzerime yansıtıp siyah-beyaz olarak yeniden çektim. Bir kısmında objektifi açık bırakıp uzun bir pozlama sırasında elimdeki ışık ölçere bağlı flaşı patlatarak hareket ediyordum. Görünmek ilk amacım değildi, hatta hiç görünmediğim bir fotoğraf var, flaşın ışığı gözüküyor yatağın bir köşesinde en çok onu seviyorum sanırım.

Animal Photographers Society’yi Türkçe’ye nasıl çevirmek lazım?

Hayvan Fotoğrafçılar Derneği.

Bizzat hayvan olan fotoğrafçılar anlamında mı?

Evet, hayvan fotoğrafçıları değil yani. Kedi köpek resmi fotoğrafçılığı da var ya günümüzde, cep telefonuyla kedi köpek resmi çekilip sosyal medyada paylaşılması, onunla ilgili tamamen. O yüzden komik gelmişti bana bu isim. Bir de evde tabii kimse yok ben fotoğrafları çekerken. Ben varım, kedim var, bir de Monchhichi’m var; üçümüzü dahil ettim derneğimize.

Naime Tasdemir Receptacle Chair

Selfie çekme dürtüsünün kaynağı nedir peki?

Koşulsuz bir görüntü yakalama arzusu olabilir. Koşulsuz çünkü uygunsuz durumlarda da yapılıyor. Selfie stick denilen şeyler çıktı, o daha da kolaylaştırdı. Uzaktan kumandalı bir fotoğraf makinesiyle de değil artık.

Fotoğraf makinelerinde self-timer fonksiyonu oluyordu.

Ondan önce de shutter release kablosu vardı. Onun pompalıları vardı çok daha uzayabiliyordu kablo. Onunla idi hikaye. Cindy Sherman falan öyle çekiyormuş. Galiba babası da yardım ediyormuş arada deklanşöre basmak için ama çoğu fotoğrafta gizli bir kablo var elinin altında.

The Processor (İşleyici) serisi klasik resim formlarından natürmorta benziyor. Natürmort deyince aklıma pek espirili bir şey gelmiyor normalde, ama sizin bu seriniz öyle. Kabak işlenince kabak çorbası oluyor, balık işlenince galiba konserve balık oluyor, biber işlenince biber dolması oluyor falan…

Ordaki espiri process kelimesinin kullanımıyla alakalıydı. Bir tanesi sanatsal süreç anlamında, diğeri de tam o sıralarda ilk kez elime blender almıştım. Tamam, dedim, işte process ve processor. Arka planda üzerine astar sürülmüş sunta, aydınger kağıdı ve en arkada duvar var. Arkadaki şeyler resim ve çizimde kullanılan malzemeler, sanatsal süreçle alakalı oldukları için koydum.

Naime Tasdemir  Immigrants Smile

Sanatın kendi geçmişine atıfta bulunması var yine galiba.

Evet, asıl kendi kendine atıfta bulunması var.

Parodi dedikleri bu mu oluyor?

Parodi var tabii burda. Ama asıl parodi Turkish Immigrant Couple (Göçmen Türk Çift) idi. Parodi olması için yaptım. Göçmenler üzerine bir şey yapmak istiyordum ama çok ciddi bir proje olsun da istemiyordum.

Sosyal gerçekçilik falan yakalamak değil yani.

Yok, zaten öyle bir eğilimim yok, belgesel fotoğrafçısı değilim.

Kostüm durumu var orada sanırım.

Evet kostümler var, vintage butiği olan bir arkadaşım vardı, kıyafetleri o seçti.

Biraz da oyunculuk var sanki.

Ben çok az yönlendirdim, vardı içlerinde yani. O jest -kadının gülerken eliyle ağzını kapatma hikayesi- özellikle aklımdaydı. Kendileri de harika oyunculardı bence.

 

Daha fazlası için: naimation.com

Yazar Hakkında

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.