Türkiye'nin “kültür.limited” Platformu

Bu röportaj Mixer’in ArtWriting Turkey Projesi Röportaj Atölyesi* kapsamında hazırlanmıştır.

Kültür-sanat sektörünün tüm paydaşları ile ilgili haberlere, sektörel analizlere, yorumlara, etkinliklere, iş ilanlarına ve röportajlara yer veren bağımsız platform kültür.limited, 11 Aralık 2015’te yayın hayatına başladı. Türkiye’de kültür-sanat alanında çalışanları ve üretenleri ilgilendiren içeriğiyle bir ilk olan sitenin kurucusu Emre Erbirer ile platformu, Türkiye’nin kültür-sanat ortamını ve kültür yönetimini konuştuk.

Röportaj: Hazal Sipahi

kültür.limited, kültür-sanat alanındaki ilk projeniz değil. Bu projeyi hayata geçirene dek sektörde başka hangi tecrübeleriniz oldu?

Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi Bölümü’nden mezun oldum. Lisedeyken birtakım festivallere giderdim, gide gele ileride festival, kültür ve sanat etkinlikleri yapmak istediğime karar verdim. Ardından yüksek lisansımı Pazarlama İletişimi Bölümü’nde yaptım. Üniversite eğitimimin ilk senesinin yazından itibaren çeşitli yerlerde çalışmaya başladım; İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Pozitif, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, !f İstanbul, İş Sanat, Borusan Sanat derken sektörde çalışmadığım yer neredeyse kalmadı. Sanatçı asistanlığı, saha asistanlığı ve konuk ağırlama gibi alanlarda çalıştım. Son sınıfta bitirme tezimi sosyal medya üzerine yazmaya karar verdim ve “Yaratıcı Endüstrilerde Sosyal Medyanın Bir İletişim ve Pazarlama Aracı Olarak Kullanılması” başlıklı tezimi yazdım.
Haziran 2010’da İKSV’nin düzenlediği İstanbul Caz Festivali’yle beraber ilk defa ben de sosyal medyayı iş anlamında kullanır oldum, ardından tam zamanlı olarak İKSV’nin Pazarlama Departmanı’nda sosyal medya işine başladım. Sonra iş evrildi tabii. Sosyal medya değişti, dijital dünya çok gelişti. Benim de iş alanım ve pozisyonum değişti. 2014’ün ağustos ayına kadar Pazarlama Departmanı’nda Dijital Medya Sorumlusu olarak çalıştım.
Oradan sonra kariyerimde bir değişikliğe gitmeye karar verdim ve İKSV’den ayrıldım. 2015’in ocak ayında Doğuş Yayın Grubu’na girdim ve Vogue dergisinin genel yayın yönetmeninin asistanlığını üstlendim. O dönem, uzun zamandır aklımda olan kültür.limited platformunu hayata geçirdim. Türkiye’de kültür-sanat izleyicisini değil de kültür-sanat alanında çalışanları ve üretenleri ilgilendiren bir platformun eksikliği, hep aklımın bir köşesindeydi. Ama bu planı hayata geçirmek için ekibe, paraya, kaynağa ihtiyaç vardı. Sonra bir gün dedim ki, “Benim hiçbir zaman yeterli param, yeterli ekibim, yeterli zamanım ve kaynağım olmayacak. Ne bekliyorum?” 2015 yılının aralık ayında, bir hafta sonunu tamamen bu işe ayırarak 20 içerik üretip bir haftada internet sitesinin tasarımını da oturtarak platformu kurdum ve Şubat ayında Lara Eram platforma ortak oldu. 

kültür.limited isminin hikayesini anlatabilir misiniz? Kültürün şirketleşmesi durumu negatif bir algı yaratıyor mu?

İsim, platform kurulduktan sonra bulundu ve benim de işin en zorlandığım kısmı oldu. Platformun ne olduğunu, neye hizmet edeceğini biliyordum fakat buna bir türlü isim bulamıyordum. Eskiden İKSV’de çalışan editör arkadaşım Cüneyt Tabanoğlu, platformun isim babası. Kültürün de ‘limited’ dediğimiz şirketleşme ve kurumlaşması üzerine olması, platforma bu adı vermemize önayak oldu.
kültür.limited, kültür-sanat etkinliklerinin yer aldığı bir ajanda değil. Tamamen kültür sektöründen şirketlerin ve kurumların yer aldığı kültür profesyonelleri için bir platform. Tabii ki kültürün yönetilmesi ve şirketleşmesi durumunun negatif bir algı yarattığı oluyor. Ancak etrafımızdan duyduğumuz, ismin esprisinin anlaşıldığı ve sevildiği yönünde. Geldiğimiz noktada kültür, hem dünyada hem Türkiye’de, ülkelerin ekonomik kalkınmasına etkisi çok büyük bir sektör. Bu durumun profesyonelleşip şirketleşmesi aslında kötü değil. Zaten biz de biraz bu algıyı kırmak adına bu isimde karar kıldık. 

kültür.limited diğer platformların söylemediği neyi söylüyor? Ziyaretçisine daha önce sunulmayan ne sunuyor?

Birincisi, Türkiye kültür sektöründeki kişi ve kurum değişikliklerine yer veriyoruz. İkincisi, Türkiyeli sanatçı, küratör, müzisyen veya kurumların yurtdışındaki görünürlükleriyle ilgili fazlaca içeriğimiz var. Yurtdışında kişisel, karma sergilere katılan, fuar veya bienalde yer alan sanatçı, küratör veya galerilerin haberlerini yapıyoruz. Ayrıca bu işlerin takibini ve taramasını yapmak da gerçekten büyük emek istiyor. Üçüncü olarak, kültür.limited’in sektöre ve camiaya kazandırdığı ve açıldığından beri en çok ilgiyi gören bir bölümü var: Kariyer. Kültür-sanat sektöründe iş arayan veya iş değiştirmek isteyen kimselerin ilk başvuracağı kaynak olmak istiyoruz ve geri dönüşlere bakarsak olduk diyebiliriz. Kültür sektöründen sadece yönetim veya üretim ilanları değil, bir yayınevinin muhasebe personeli ihtiyacından bir müzenin eser ve sergi kayıt görevlisine kadar uzanan ilanlara yer veriyoruz. Bu ilanlar üzerinden birçok kişinin iş bulduğunu duymak da bizi sevindiriyor. Diğer platformlarda olmayıp bizde olan bir diğer özellik ise sektörel analiz ve raporlar. Sektörel analizlerin bu sektördeki öznelerin birbirini tanımasına, sektörün gelişmesine katkı sağlayacağını düşünüyor ve umuyoruz. 

kültür.limited ekonomik olarak kendini nasıl döndürüyor? Platforma henüz reklam alınmamış ancak almayı planladığınıza dair bir bölüm gördüm. Nasıl bir reklam stratejiniz var? 

Platformda Lara Eram ile benim yarı yarıya ortaklığımız var. İnternet sitesinin kurulum ve promosyon, kartvizit basım, sunum dosyası hazırlama gibi masraflarını Lara ile beraber üstleniyoruz. Şu an reklam ve satışla ilgilenen bir ekibimiz ya da kaynağımız olmadığından görüşmelere başlamadık. Reklam alanlarımız belli ve mevcut.
Bizim en önemli finansal getiri kaynağımız aslında iş ilanları. Sattığımız ilk iş ilanını geçtiğimiz günlerde yayına aldık. Bunlar dışında standart reklam alanlarımızla kültür sektöründe üretim yapan kişi, kurum ve inisiyatiflere açığız. Kriterimiz ise işin içinde kültür-sanatın olması. Alanımız dışı bir markanın reklamını almayı planlamıyoruz. 

Platformun ziyaretçileri, kültür.limited üzerinden İstanbul ağırlıklı bir iş ilanı içeriğine mi ulaşacak? 

kültür.limited, Türkiye’deki kültür sektörü ile ilgileniyor. Ancak kültür sektörünün ağırlıklı bir bölümünün İstanbul’da konumlanması nedeniyle içeriğimizin büyük bir bölümü İstanbul’la ilgili. Şu ana kadar Ankara, İzmir ve Antalya’dan aldığımız iş ilanları da oldu. Yeni açılacak olan Antalya Kent Müzesi, iş ilanlarını sadece kültür.limited’de yayınladı örneğin. Ankara’daki Vehbi Koç Araştırmaları Merkezi’ndeki konservatör ilanı da, İzmir’deki bir müzedeki iş ilanı da kültür.limited’de yer aldı. Ama ne yazık ki İstanbul’a oranla diğer bölgelerden içeriğe ulaşım ve erişim daha zor ve bu şehirlerden ilanlar internet sitemizde daha az yer alıyorlar. İstanbul dışındaki kamuya bağlı müze ve etkinliklerle olan iletişimimiz daha kısıtlı. Mardin Bienali ve Diyarbakır Sanat Merkezi ile Anadolu Kültür vasıtasıyla iletişim halinde olduğumuzdan bu kurumlarla ilgili içeriğimiz görece daha fazla. Genel çerçevede, İstanbul, Ankara ve İzmir dışından içeriğimizin en çok Güneydoğu Anadolu’dan geldiğini söyleyebilirim. Bizden bir beklentinin oluştuğunu her gün gelen “İstanbul dışından da iş ilanı yayınlayın” mesajlarından anlıyoruz. Bu beklentiyi de karşılamak için ekibimiz, her gün kariyet.net’i, LinkedIn’i, yenibiris.com’u, kurumların ve sektördeki paydaşların internet sitelerindeki iş ilanlarını tarıyor. Ancak ne yazık ki kamu ve yerel yönetimdeki iş alımı doğrudan KPSS veya atama ile olduğundan bu alanlarda iş ilanı bulmakta zorlanıyoruz. İstanbul dışındaki şehirlerin özel sektör kurumları da küçük ekiplerle çalıştığından yeni iş alanı çok açılmıyor. 

IstanbulArtNews Haziran 2016 sayısına yazdığınız makalede Türkiye’de kültür-sanat alanında mesleki bir birliğin olmayışından bahsediyorsunuz. Nasıl bir birlik olabilir? kültür.limited’in bu noktada üstüne düşenler var mı? 

Türkiye’de Oyuncular Sendikası, Sinema Yapımcıları Derneği, Tiyatrocular Derneği ve Türkiye Eğlence Sektörü Derneği gibi kültür-sanat meslek birlikleri var. Fakat bu birlikler, geç oluştu. Dolasıyla bu mesleki birliklerin büyük bir özveriyle, tam zamanlı olarak vaktini, emeğini, parasını, kaynağını, ilgisini verecek insanlara ihtiyacı var. Bu da ne yazık ki Türkiye’de eksikliğini hissettiğimiz bir durum. Çünkü herkes sivil toplumu ikincil iş olarak görüyor. Sivil toplumlaşma ve sivil hareket herkesin iş sonrası veya hafta sonu mesaisi haline geliyor. kültür.limited bir sivil toplum kuruluşu (STK) olmamasına rağmen bir STK gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Büyükşehir Belediyesi’nin etkinliklerini, belediyelerin faaliyet raporlarını izleyip analizler yapıyor, bunlar üzerinden kendi raporlarını yayınlıyor. Bütçeler nereye harcanıyor, sponsorluklar nereye yapılıyor ya da bu insan kaynağı nereye gidiyor sorularına cevap arıyor.  Meslek birliklerinin yapması gereken birtakım izleme, yorumlama, raporlama ve bir araya getirme gibi işleri üstleniyor.

Aynı makalede, Türkiye’de “kapana kısılmış” bir kültür tüketicisinin varolduğundan söz ediyorsunuz. Sanat dünyasının finansal çarkları da kapalı çevrelerde dönmüyor mu? kültür.limited’in bu durumu değiştirmek gibi bir amacı var mı? 

Var tabii ki. Amacımız, özel sektördeki kurumların kültür ve sanatı desteklediği, bu destekle beraber ne kazanç sağladığı ve bunun daha fazla ne şekilde görünürlük kazanacağıyla ilgili bilgi vermek. Bir müzik festivaliyle alakalı içeriğe her yerden ulaşmak mümkün. Ancak festivalin yıllar sonra değişen sponsorunun haberini görmek de çok önemli. Çünkü o sponsor, buraya bir yatırım yapıyor, bu alanda öncülük ediyor ve buradan geri dönüş istiyor. İşin içinde kültür ve sanat olduğundan manevi bir geri dönüş var ama bu kurumun elde ettiği itibar ve değeri de göstermek istiyoruz. Kapana kısılmış izleyicinin yanı sıra kültür kurumlarının sponsorlukları da kapana kısılmış durumda. Örneğin Akbank’ın hem Akbank Sanat diye bir kültür kurumu var hem İstanbul Film Festivali’nin sponsoru hem Akbank Caz Festivali’ni düzenliyor hem de Sabancı Müzesi’ndeki sergilerin sponsorluğunu yapıyor. Ancak Türkiye’de Akbank haricinde 30-40 banka daha var. Yaptığımız bu haberler ve sunduğumuz içerikle, özel sektördeki diğer kurumlara da kültür-sanat sponsorluğunun hem maddi hem manevi önemini göstermeyi amaçlıyoruz. 

Türkiye’deki kültür-sanat ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yolunda gidenler ve gitmeyenler neler?

Türkiye’de ve dünyada kültür-sanat alanında bir büyüme var. Türkiye’deki bu büyüme, kurum veya etkinlik bazında oluyor. İzleyici bazında bir büyümeden ne yazık ki söz edemiyoruz. Aynı izleyici sayısı ve kitlesi içinde sıkışmış durumdayız. Türkiye’nin kültür ve sanat ortamındaki en büyük sorunlardan biri bu. İkincisi finansal kaynak ve sponsorluk durumu. Yurtdışında kültür ve sanat faaliyetlerinin devletler tarafından ciddi bir biçimde desteklenmesine karşın, Türkiye’de bu oranda bir devlet desteği yok. Haliyle özel sponsorluklar devreye giriyor. Fakat son yıllarda alkol ve sigaraya getirilen çeşitli yasaklar ve içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar nedeniyle özel sponsorluklarda da bir azalma gözlemleniyor. Üçüncü bir sorun, nitelik konusunda. Yurtdışı ile kendimizi çok az karşılaştırdığımızı ve yurtdışında olup bitenleri az izlediğimizi düşünüyorum. Türkiye’de neleri nasıl değiştirip geliştirebileceğimize dair yeterli kıyaslamayı yapmadığımızı düşünüyorum. Bu belki zamansızlıktan, belki tembellikten, belki de insan kaynağı yetersizliğinden oluyor.

Peki, bir kültürel etkinliğin pazarlamasının diğer ürünlerin veya hizmetlerin pazarlanmasından nasıl bir farkı var? 

Birinci fark hedef kitlesi. Diğer hizmet ve ürünlerde ‘müşteri’ dediğimiz kişiler kültür sektöründe ‘izleyici’, ‘dinleyici’ veya ‘ziyaretçi’ye dönüşüyorlar. İkinci fark bu kitlelere ulaştığınız mecralar. Bir ürünü, hizmeti ulaştırabilecek geleneksel veya dijital mecralar ile bu alana yapılacak yatırım belliyken, kültür sanat sektöründe ne yazık ki pazarlama iletişimine ayrılan kaynaklar konusunda diğer sektörlere kıyasla çok komik rakamlar telaffuz ediliyor. Dolayısıyla daha yaratıcı ve farklı mecralar düşünmek gerekiyor. Hedef kitlenize ulaştığınız klasik televizyon, gazete, radyo ve internet gibi mecralar dışında kültür-sanat tüketicisine ulaşabileceğiniz mecralar daha farklı oluyor.
Zaten kültür ve sanatın özellikle kriz ortamlarında en başta hayatımızdan çıkarılan alanlardan olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla finansal piyasalar, krizler ve ekonomik dengeler, göz önünde bulundurulması gereken faktörler.
Bunun dışında, diğer ürün ve hizmetlerde rakipleriniz belli. Ancak kültür sektöründe, bir sinemanın rakibi artık bir tiyatro etkinliği de olabiliyor, yeni açılan bir restoran da, bir sergi de. Çünkü insanlar “Bu hafta sonu ne yapsak?” düşüncesiyle hareket ediyor. İnsanların boş zaman değerlendirmesi olarak düşündüğü kültür-sanatın, pazarlama iletişiminde daha farklı bir strateji belirlemesi gerekiyor.

Neden müşteri, bu jargonda ‘izleyici, ziyaretçi’ oluyor? Dildeki bu değişimin nedeni ne olabilir?

Kültür-sanatın içine yönetim, bütçe, finans ve pazarlama girdiği anda insanlar, “Sanat niye yönetilir ki? Sanatı yönetmeli miyiz? Sanatı yönetmek için birine mi ihtiyaç var?” diye soruyor. Kültür yöneticileri olarak biz onlara ziyaretçi, dinleyici, izleyici veya ne dersek diyelim, bu kişilerin hepsi aslında birer müşteri. Dışarıya çıkıp karpuz da satsak, konser de satsak elimizde satılan bir ürün, hizmet ya da etkinlik var. Burada satış veya iletişim mekanizmaları değişiyor. Sonucunda da ortaya yeni bir jargon çıkıyor. Son dönemdeki farklılık ise eskiden kültür alanından kişilerin sektörde pazarlama ve yönetimsel mekanizmalarda söz sahibi olduğunu görürken, artık bu tür departmanlarda başka sektörlerden insanları da görüyor olmamız. İşin ekonomisinden anlıyor diye finans piyasasından birini kültür sektöründe sponsorluk departmanına getirdiğimizde, o kişinin bu sektörün iç dinamiklerini bilmediğini ve çalışamadığını gördüğümüz durumlar da oluyor. Dolayısıyla bu sektörün kendi jargonunu bilmek ve bu jargonun nasıl bir değişimden geçtiğini görmek önemli. 

Devam eden ve gelecek projeleriniz neler? kültür.limited’de önümüzdeki zamanlarda neler olacak?

kültür.limited olarak, kendi içimizde bir kurumlaşma ve şirketleşme döneminden geçiyoruz. Lara’nın İKSV’deki işinden ayrılmasıyla ikimiz bir araya gelerek alandaki bütün kişi, kurum ve inisiyatifleri ziyaret edip, kültür.limited’in önemini ve platformun nasıl hizmet ettiğini, onların kültür.limited’den nasıl bir fayda sağlayıp platformu nasıl kullanabileceklerini anlatmayı planladığımız bir görüşmeler serisi olacak. Gaia Gallery’yle kültür sektörü üzerine bir konuşma serisi düzenlemek üzerine konuşuyoruz. Mixer’le ArtWriting Projesi kapsamında kültür sektörü üzerine yazı, yorum yazma ve analiz yapma üzerine bir atölye için görüşüyoruz.

*ArtWriting Röportaj Atölyesi, Mixer sergi koordinatörü Serhat Cacekli, IstanbulArtNews Piyasa editörü Elvin Vural, Milliyet gazetesi kültür-sanat muhabiri Fisun Yalçınkaya, sanat yazarı Gökşen Buğra ve Sanat Online sitesinin kurucusu Yasemin Elçi yürütücülüğünde, Haziran 2016’da gerçekleştirilmiştir. Daha fazla bilgi ve diğer ArtWriting Turkey projeleri için: http://www.artwritingturkey.com/

Bu atölye kapsamında yapılan diğer röportajlar:

http://sanatonline.net/guncel-sanat/yapmak-istedim-yaptim

http://sanatonline.net/guncel-sanat/ueretmenin-ve-duesuenmenin-kolektif-guecue

http://sanatonline.net/guncel-sanat/dans-etmeye-devam

 http://sanatonline.net/guncel-sanat/mustafa-horasan-ve-sanat-yasami

http://sanatonline.net/kesif/kitlelerin-sesi-geleneksel-sanat

http://sanatonline.net/kitap/tekinsizlik-hayatin-ana-damarlarindan-biri

 

 

Yazar Hakkında

avatar
Müzik, Sinema, Tiyatro, Güncel Sanat, Kitap ve Keşif ana başlıkları altında okuyucular, güncel kültür sanat haberlerini takip ederken, yapılan röportajları keyifle okuyor...

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.