Öyküye Yeni Bir Soluk: Dilek Türker

dilek turker

Röportaj: Ceren Değirmenci

Geçtiğimiz aylarda ilk öykü kitabını çıkaran yeni bir yazar ile tanıştık: Dilek Türker. Edebiyat dünyasına girişini “Avucumda Çimen İzi” adlı kitabıyla yapan yazarımızın büyük heyecanını, onun kitabını ilk defa okuyacak olan bizler de yaşıyoruz.

Hukuk eğitimi alan ve bir süre avukatlık yapan Türker’in yazma tutkusu hayatı boyunca hep var olmuş. Uzun zaman boyunca öykülerini yazıp, onları biriktirdikten sonra da yayınevinin yolunu tutmuş. Gerisini ise Dilek Türker’in ağzından dinlemek sanırım en doğrusu olacak. Herkese keyifli okumalar.

Edebiyat serüveniniz nasıl başladı, sizi yazmaya yönlendiren biri var mıydı?

Okumak ve yazmak hayatımda hep vardı. Ancak kitap fikri, ancak dosya oluşturup bir yayınevinin karşısına çıkacak kadar öyküm biriktirdiğinde ciddi şekilde düşündüğüm bir şey oldu. Oraya kadar en ciddi çabam Yekta Kopan’ın atölyesinde oluşturduğum metinlerdi. O metinleri esas alarak hem eskilerin üzerinde çalışıp hem de yenilerini yazarak 16 öyküden oluşan Avucumda Çimen İzi çıktı ortaya.

İlk öykü kitabınız olan “Avucumda Çimen İzi” yakın zaman önce çıktı. Kitap hakkında neler anlatmak istersiniz, yazarken neler size ilham verdi?

Bazen sizi bir yere ulaştıran yol o kadar güzeldir ki ulaşmak kadar yolculukta olmayı önemsersiniz. Kitap bir sürecin sonucu olduğuna göre en az ortaya çıkan bu kitap kadar, hatta ondan daha fazla, kitaba varan süreçte edebiyat ile olan ilişkim bakımından kat ettiğim yoldan çok keyif aldım. Başlangıçta kafamda olan edebiyat fikrinin gelişmesi, özelde öykünün inceliklerine inmek, o incelikleri belli ölçüde kavradığımı hatta uyguladığımı sanmak, yeni yazarlar tanımak kadar eskilerin de kıymetini daha iyi anlamak… Kitap hakkında söyleyebileceğim şey, işte bu sürecin adeta kutsal bir duygu ile beni sarması ve kendimi edebiyatla ifade etmekten, hikaye anlatmaktan hiç vazgeçmeyeceğimi anlamama vesile olması ile benim için değerli olduğu. Kitap, bu anlattığım duyguların bir sonucu olarak meydana geldi. Dolayısıyla temelde hem yazmak uğraşının kendisinden doğan bu duygu bana ilham verdi hem de öykü geleneği, sevdiğim yazarlar ve elbette yaşanmışlıklar.

dilek turker

Öykülerinizi okurken kendi hayatınızdan izleri hissettiğimizi söyleyebilir miyiz?

Bu soru çok soruldu. Ben de hep şunu diyorum: Elbette. Kendi doğup büyüdüğüm çevre, ailem, arkadaşlıklarım, bildiğim gördüğüm mekanlar, zaman ve insanları yazmaktan yanayım. Ancak bu yazdıklarımın otobiyografik bir nitelik taşıdığı anlamına gelmiyor. Genel olarak çıkış noktam bir yaşanmışlık, tanıdığım biri, duyduğum bir diyalog oluyor ancak ondan sonrası, yaratım sürecinde tamamen kurgu ve hayal gücünün ürünü olarak ortaya çıkıyor. Yazarın dünyasına maruz kalmakla, onun kurduğu dünyaya tanık olmak ayrı şeyler; ben de yazarken var olanı aktarmıyorum, çoğu zaman var olandan yola çıkarak yeni bir dünya yaratmaya çalışıyorum.

Çoğunlukla kadınlar öykülerinizde ana karakter olarak karşımıza çıkıyor. Bunu tercih etmenizin özel bir nedeni var mıdır?

Benim için cinsiyet önemli bir olgu. Ben bir kadınım. Dünyaya baktığım yeri bundan soyutlamam imkansız. Ancak yazarken, öykülerin içinde kaç kadın ya da erkek karakter olacağı fikri ile yola çıkmıyorum, anlatmak istediğim hikayenin, kendini en iyi şekilde var etmesi için çabalıyorum. Diğer bir ifade ile yalnızca, daha çok kadınlar arasında geçen veya ana karakterleri kadınlar olan öyküler yazmak gibi bir çaba içinde olduğumdan değil ancak dünyaya baktığım yer ve kadınlığa ilişkin bakış açım, kadınları anlatmaya daha eğilimli olmama yol açıyor. Bu eğilimi de seviyorum açıkçası. Ne kadar çok kadın hikayesi anlatırsam, dünyalarını ne kadar görünür kılabilirsem, o kadar çok mutlu olurum.

dilek turker

Edebiyat dünyasına girişinizi öyküyle yapmanızın özel bir sebebi var mıdır?

Yazmak isteyen biri, bir tür seçip ona göre bir şey mi kurgular yoksa aklındaki hikayeye en uygun türü mü seçer, bilmiyorum. Belki duruma göre değişir. Diğer yandan bir türde karar verseniz bile, o türün incelikleri, o türde ustalaşma çabası içinde karşılaşacağınız sürprizler ve zorluklar hikayenizi başka bir türde anlatmanın daha uygun olacağı yönünde sizi ikna edebilir. Bana göre bunlar ve sıralanabilecek pek çok başka sebeple hangi türde bir ürün meydana getireceğinize karar verme süreçlerinin öyle pek kolay açıklanamayacağını düşünüyorum. Ancak yine de bir şey söylemem gerekirse, aklımdaki hikayeler ancak öykü türü içinde var olabilirdi ve sonunda 16 öyküden bir kitap doğdu.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunusunuz. Başka bir röportajınızda avukatlık yaptığınızı okumuştum. Kariyerinizi bu alanda sürdürmeyişinizin bir sebebi var mıdır?

Hukuk okumanın önemine inanıyorum. Belki şimdi olsa yeniden hukuk fakültesini tercih ederdim. Uzun yıllar avukat olarak çalıştım ve bu mesleği hakkıyla yapan insanlara çok saygı duyuyorum. Ancak hayatımın şu aşamasında daha çok edebiyata ağırlık vermek ve kendimi bu alanda var etmek istiyorum.

Son olarak başka edebiyat türlerinde kitap yazmayı düşünüyor musunuz veya hali hazırda böyle kitap çalışmalarınız var mı?

Hayır, şimdilik böyle bir çalışmam yok. Kendimi bir öykücü olarak görüyor ve o gelenekten beslenebildiğim kadar beslenmek, beslendiğim ölçüde de o gelenek içinde var olabilmek istiyorum.

 

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.