2016 Yılının Öne Çıkan Kitapları

Yılı bitirmemize sayılı günler kala sizler için bu yılın en dikkat çeken kitaplarını sıraladık. Ben bu liste için, bir kitapçıya girdiğinizde en ön standta görmeye alışık olduğunuz çok satan kitaplar yerine, kimi yeni baskısını yapmış ve tekrardan öne çıkmış kimisi ise bu yılın en parlak ve en çok okunan yayınlarından olan kitapları ele almayı tercih ettim. Henüz okumadıklarınız varsa size en çok hitap edeni bulun ve kitaplığınızdaki yerini hazırlayın derim. Yeni yıla girmeden; gelecekte daha güzel günlerde, kelimelerin bize sunduğu daha güzel bir dünyada yaşayabilmeyi diliyorum. İyi okumalar...

sakinorayagitme

Yekta Kopan- Sakın Oraya Gitme

Yıllardır ekrandaki gülen yüzüne ve yumuşak sesine alıştığımız gazeteci-yazar ve seslendirme sanatçısı Yekta Kopan, kültür sanat alanındaki başarısını yazın hayatında da devam ettiriyor. İpekli Mendil adlı kitabından sonra bu yıl çıkardığı Sakın Oraya Gitme, zihnimizin kuytu köşelerini öykülerle dürten nazik bir eser. Umut etmeyi unuttuğumuz, tebessüm etmektense imtina ettiğimiz bu günlerde bize bir kez daha karanlığın içindeki ışığı gösteren hikayeler sunmuş Yekta Kopan. Okuduktan sonra siz de o ışığı bulabilirseniz, kim bilir belki bir gün korkularımızdan kurtulmayı da öğreniriz.

kirmizisaclikadin

Orhan Pamuk-Kırmızı Saçlı Kadın

Orhan Pamuk’un son çıkan kitabı Yapı Kredi Yayınları'ndan Kırmızı Saçlı Kadın. Bu kitabında Orhan Pamuk okurlarını otuz yıl öncesinin İstanbul yakınlarındaki bir kasabaya götürüyor. Liseli bir gencin yaşadığı sarsıcı bir aşk hikâyesini ve büyük bir insani suçun izini süren yazar, aşk, kıskançlık ,baba-oğul ilişkilerini tarihsel bir düzeyde ele alıyor bu sefer. Her şey 1980’lerin başında İstanbul’da annesiyle yaşayan Cem’in hikayesi ile başlıyor, yıllar içerisinde sonu kıskançlıktan kaynaklanan travmatik bir olayla bitecek hale geliyor. Orhan Pamuk’un kalemine aşina olan okurları için yeni bir tat, ilk kez okuyacak olanlar içinse güzel bir başlangıç bu kitap.

barismakinesi

Özgür Mumcu-Barış Makinesi

Bu yılın en dikkat çeken ve çoğu okuru kitapçı yoluna düşüren yayınlardan birisi de hiç şüphesiz Özgür Mumcu’nun ilk romanı Barış Makinesi. Ona göre kitap, Türkiye’ye benziyor ve ütopyayla distopya arası bir yeri anlatıyor. Mumcu, kitabında tekerlemelerden, fantastik unsurlardan yararlanarak barışı arıyor ve ‘Savaşın yok edilmesi için bir makine icat edilebilir mi’ sorusunu karakterler aracılığıyla okura soruyor. Her ne kadar üslubunun acemiliği konusunda eleştiriler alsa da, ilk tecrübenin getirdiği bu aksaklıklar kabul edilebilir gözüküyor. Açıkçası biz de, gazeteci kimliğiyle yazdığı her yazısını titizlikle okuduğumuz Özgür Mumcu’ya bundan sonraki çalışması için bir şans daha vermekten kaçınmıyoruz.

kuslaryasinagider

Hasan Ali Toptaş-Kuşlar Yasına Gider

Hasan Ali Toptaş ile henüz tanışmadıysanız, bu yıl çıkan kitabı Kuşlar Yasına Gider’i okumanızın iyi bir tanışma çayından bile çok daha fazlası olacağını söyleyebilirim. Bu topraklar üzerinde geçmişten günümüze yaşanmış ve yaşanmakta olan bir baba-oğul ilişkisi, bir insan hikayesi anlatan Toptaş; eleştirmenler ve okurlar tarafından ayakta alkışlanacak bir eser çıkarmış ortaya. Kitabı anlatmak yerine hakkında yapılan en yalın yorumlardan birkaçını buraya eklemeyi yeterli ve de gerekli görüyorum:
Hasan Ali Toptaş'ın en zarif ve en güzel romanı. Kuşlar Yasına Gider klasik anlamda bir yol öyküsü değil. Daha ziyade, aynı iki nokta arasında defalarca tekrarlanan, ancak bir yere ulaşamayan yolculukların öyküsü.”
“Hasan Ali Toptaş’ın romanında, Abdallığın özünde olan ezilmişlerin yanında ve ona yardım eli uzatan ermiş ahlak, sadece müzikle değil, yaşamdaki haliyle yer alıyor; ve romanda böyle bir kahraman anlatılıyor”

turklerintarihi

İlber Ortaylı-Türklerin Tarihi

Göçebe bir kavim olarak Ortadoğu'da güçlü bir uygarlık inşaa eden Türklerin Tarihi, günümüzde de hala tartışılan ve çeşitli varoluş hikayeleriyle süslenen menşeinin nerden geldiği sorusuyla başlıyor. Sonrasında Orta Asya'dan Anadolu'ya göç edip bölgeyi Türkleştirmeleri, orada yaydıkları kültürün etkileri Türklerin Tarihini daha da ilgi çekici bir hale getiriyor. Büyük bir mirasa, güçlü bir medeniyete, derin köklere ve tarihî bir zenginliğe sahip olan Türklerin adının nereden geldiği ve bu coğrafyaya ne zamandan beri "Türkiye" dendiği ise tartışmanın belki de en ateşli kısmını oluşturuyor. Anadolu’nun hikayesi kazanılan savaşlar, alınan yenilgiler, sürülmeler, yeniden dirilmeler ile daha da güçlü bir boyut kazanırken İlber Ortaylı, bu eseri ile bir kez daha yeni bir tarih yazmaya ve kahramanlar yaratmaya çalışmaktansa gerçeği en doğru haliyle öğrenmek gerekliliğini savunuyor.

celile

Osman Balcıgil-Celile

Celile Hanım, Osmanlı'nın en güzel kadınlarındandı. Saray ressamı Fausto Zonaro'nun eğitiminden geçmiş, Paris ve Roma'da okumuştu. Adını resim sanatına altın harflerle yazdırdı. Padişah hafiyeleriyle, Balkan çetecileriyle, İttihat ve Terakkicilerle boğuştu ve korku nedir hiç bilmedi. Ancak bu korkusuz kadın gönlünü kendinden dört yaş küçük olan son Divan Şairi Yahya Kemal'e kaptırdığında evliydi, iki çocuğu vardı. Şairin "Ela gözlü pars" diye şiirler yazdığı da kendisinden başkası değildi. Güzel ve korkusuz Celile Hanım aşkı uğruna eşini, evini terk etti; ancak sonunda çok üzüldü, hüsrana uğradı. Yine de iradesinden ve anneliğinden ödün vermeyen Celile Hanım, oğlu Nâzım Hikmet yirmi sekiz yıllık hapis cezasının on ikinci yılında ölüm orucuna başlayınca tüm imkânlarını seferber ederek ölümün kıyısından çekip aldı oğlunu. Türk Edebiyatının ve Sanatının önde gelen, tarihe geçen bu isimleri bir arada toplayan bu romanı tek solukta okuyacaksınız.

yasiyoruzsessizce

Şükrü Erbaş-Yaşıyoruz Sessizce

Bu liste içerisinde okuduğum kitaplar arasından bu yıl beni en çok etkileyen ve halen daha başucumda duran, son zamanlar okuduğum en özel şiir kitabı Yaşıyoruz Sessizce. Edebiyatımızın 80 sonrası kuşağında yetiştirdiği en önemli isimlerden biri olan şair Şükrü Erbaş, sevgili eşi Hatice Erbaş’ın vefatı sonrasındaki bir yıl içerisinde yazdığı tüm şiirleri bu yıl okurlarıyla paylaştı. “Ömür Hanım”a adanmış bu şiirler, bir aşktan çok bir vefanın vücut bulmuş hali; aynı zamanda insan hayatının belki de önemli tek gerçeği olan ölümün en ince, en derin ve en yalın ifadesi. “Neden hiç kimse sana benzemiyor Hatice?” diye soruyor dizeleri arasında Şükrü Erbaş, içindeki özlemi elimizde tuttuğumuz bu kitapla bize teslim ediyor adeta. Yılı bitirmeden bir kış akşamınızı yas tutmanın en saf halini anlatan bu kitaba ayırmanızı tavsiye ederim.

Haydar Ergülen-Üzgün Kediler Gazeli

Bu yılın en öne çıkan şiir kitaplarından biri de 4 yıl sonra Kırmızı Kedi Kitapevi etiketiyle yeni baskısını yapan Üzgün Kediler Gazeli. Nefes şiirleriyle başlıyor Haydar Ergülen, önce “İç Nefes”ini sonra “Kırık Nefes”ini üflüyor bize. Yayınlandığı yıldan bir yıl sonra 2008 Metin Altıok Şiir Ödülü’nü alan bu kitap, sizin de kitaplığınızın en güzel köşesinde yerini almayı kesinlikle hak ediyor.

camus

Albert Camus-Yabancı

Camus’nun ilk ve belki de en önemli romanı Yabancı, ana karakter Mersault’un dar bir zaman-mekan ilişkisi içindeki hayatını anlatan, absürdizme dayalı en önemli eserlerden biridir. Kitapta varoluşun hayattan kopukluğu ve Camus’un tabiriyle “oyun oynamayı reddeden” bireyin hayatı anlamsız bulmaya başlaması işlenmektedir. Mersault’un annesinin cenazesiyle başlayan hikaye, karakterin başına gelen ve genel geçer anlamda rutin sayılabilecek olaylara anlam yüklemeyi reddetmesi sonucu ölümüne dek sürüklenir. Camus’un bu yıl tekrar tekrar raflarda en ön sırayı alan eseri, içerisindeki monologlar ve zaman akışındaki üslup nedeniyle absürdizmin ve birey psikolojisinin manifestosu olarak kabul edilebilir.

freud

Goce Smilevski-Freud’un Kız Kardeşi

İkinci Dünya Savaşı zamanında geçen hikaye, Freud’un 4 kız kardeşi olduğu söylemiyle başlıyor. Bir taraftan savaş esnasında ve sonrasında Almanya’nın Yahudileri toplama kamplarına hapsetmesi, yapılan işkenceler, işlenen insanlık suçları ve bunların ülkeden ülkeye, kulaktan kulağa nasıl yayılarak ilerlediği anlatılırken; diğer taraftan Freud’un çok yakın olduğu ablası Adolfina’dan, çocukluğundan ve aile ilişkilerinden bahsediliyor. Almanya’nın Viyana’yı işgalinden sonra kabusları gerçeğe dönmeye başlayan Freud’e ülkeden çıkış ve iltica vizesi için bir hak tanınır. Bu hakka göre yanında götürebileceği kişileri seçebilecektir. Freud, eşini, ailesini, doktorunu ve hizmetçilerini bile listeye yazmasına rağmen 4 kız kardeşini geride bırakarak Londra’ya göç etmeye karar verir. Ülkede kalan 4 kız kardeş önce aynı toplama kampına gönderilirken daha sonra birinin ölmesi ve diğerlerinin de özelliklerine, yaşlarına göre ayırılması sebebiyle dağılırlar. Nedeni hiçbir zaman tam olarak anlaşılmayan bu seçim Freud ve ailesi için bir sınav olurken dört kız kardeşin gözleri trajik bir şekilde gaz odalarına kapanır.

kadinyok

Svetlana Aleksiyeviç-Kadın Yok Savaşın Yüzünde

2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç’in yeni bir edebi tür yarattığına inanılmasına neden olan ilk eseri Kadın Yok Savaşın Yüzünde, Kafka Kitap etiketiyle yayımlandı. Güçlü bir kadın edebiyatçının aynı zamanda zamanın güçlü bir tanığı ve tarihin de sesi olduğuna örnek gösterilebilecek Aleksiyeviç, kanlı ve zalim bir savaşla yirmi milyondan fazla insanını kaybeden SSCB’nin her görevdeki, sınıftaki ve yaştaki kadınlarının Nazi işgalini nasıl göğüslediklerini, yaşadıkları zorluklarını ve kadın olarak verdikleri bireysel ve ulusal mücadeleyi Sovyet ülkesinin dört bir yanından tanıklıklarla birlikte topladığı belgelerle biz okuyucuya sunuyor. Kadın olmanın sancısını her gün yaşadığımız bu ülkede, tarihin izlerine gizlenmiş diğer kadınların hikayelerine ortak olmak için bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

oz

Adam Fawer-OZ

Gelelim bu yılın en tartışmalı kitaplarından birine. Olasılıksız ve Empati’den sonraki üçüncü kitabını yayımlayan Adam Fawer, özellikle teşekkür ettiği Türk okuyucular tarafından çoğunlukla acımasız eleştiri oklarına tutulmuş durumda. Pek çok okurda hayal kırıklığı oluşturduğu söylense de, yazarın bilinen eski bir fantastik hikayeyi kendinizi gidip alma merakından alı koyamayacağınız bir şekilde yeniden sunduğu aşikar. Dorothy Gale adlı Kansas’lı on iki yaşındaki kızın çiftlikteki hayatıyla başlıyor kitap. Dorothy bir trafik kazasında anne ve babasını kaybettikten sonra, işeknce gördüğü Em Teyzesi ve onun ailesiyle birlikte çiftlikte yaşamaya başlıyor. Dilsiz, içine kapanık ama aslında çok zeki olan arkadaşı Seymour ile yeni şeyler öğrendiği serüveninde çiftliğe tesadüfen gelen Jack adlı genç bir çocukla tanışıyor. Bir gezinti esnasında Jack’in kendisini yanlışlıkla yaralaması sonucu tek başına uyanan Dorothy, dışarıda kopan feci bir hortumla karşılaşıyor. İşte tam bu noktada fantastik hikaye başlıyor, Dorothy havaya uçup yere düşüyor ve kendini küçük mavi cücelerin bulunduğu Minişistan ülkesinde buluyor. Kulübenin altında ise Doğu’nun Hain Cadısı Bertha’ya karşı Minişler, Dorothy’yi kahraman ilan ediyor. Bu postmodern masalı okuduktan sonra Adam Fawer hakkında bir kez daha düşünebilirsiniz. Ama onu bir daha okumak ister misiniz, o size kalmış.

sapiens

Yuval Noah Harari-Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

Kudüs İbrani Üniversitesi’nde tarih profesörü olan Harari’nin tüm dünyada büyük ses getiren araştırma kitabı Hayvanlardan Tanrılara Sapiens, insanlığın gelişimi hakkındaki birçok sorunun cevabını sunuyor. Kitap, evrenin başlangıcı olan Big Bang’den “homo sapiens” yani günümüz insanına kadar geçen sürede yeryüzünde yaşamış insan ırkları hakkında geniş çaplı bilgiler veriyor. Bilişsel Devrim ile başlayan ve Tarım Devrimi ile süregelen insanoğlunun dünya üzerindeki hakimiyetini mutlak kalış sürecini, akabinde imparatorlukların oluşumunu, dinlerin insanları ortak paydada buluşturmasını ve kendi söylemi ile hayali olan paranın standartlaşıp günümüzün vazgeçilmez unsuru haline gelişini net bir şekilde gözler önüne seriyor. İlk basımı 2014 yılında çıkan kitabın o günden bugüne ülkemizde 23. baskısını yapmış olması hem Türk okuyucular tarafından ne kadar beğenildiğinin hem de çevrildiği onlarca dil sayesinde evrensel bir okuyucu kitlesi kazandığının göstergesi.

harrypotter

JK Rowling-Harry Potter ve Lanetli Çocuk

Ve listemizin son kitabı, JK Rowling’in ilk kez 1997 yılında yazmaya başladığı ve tüm dünyayı hem kitaplarıyla hem de filmleriyle kasıp kavuran Harry Potter serisinin son kitabı; Harry Potter ve Lanetli Çocuk. Piyasaya sürülmesinin ardından sadece birkaç saat içerisinde tükenen ve hayranlarının on dokuz yıl sonra gelmesinin heyecanıyla aldığı bu kitap bazı okuyucuları tatmin ederken bazılarını ise hayal kırıklığına uğrattı. Harry üzerinden yıllar geçmesine rağmen geçmişiyle boğuşmaya devam ederken, en küçük oğlu Albus da aile mirasının yükünü istemediği halde taşımak zorundadır. Geçmişle gelecek, baba ile oğlu tedirgin edici bir gerçeklerle karşılaştırırken Harry ile Albus, bu gerçeklerin karanlığın beklenmedik yerlerden geldiğini öğrenir. Harry Potter ve Lanetli Çocuk, J.K. Rowling, John Tiffany ve Jack Thorne'a ait yeni bir özgün hikâyeden yola çıkarak Jack Thorne'un yazdığı yeni bir oyun. Bu oyun sadece sekizinci hikâye değil, aynı zamanda tescilli olarak sahneye koyulan ilk hikâye.

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.