Kaçak Tren Underground Poetix

up

Hazırlayan: Erman Akçay

“Hareket benim, hareket sensin.
Sokakta ve yazı masasında

ve dahi atölyede, hareket;
Her daim hareket!
Şimdiye yaramasa, karınca misali,
büyüyen dalganın öncülü dalgayız.
Yılmak yok; yola devam!!!”
-Kerem Kamil Koç

UPXIV dergisinin yayın yönetmeni Deniz Cansever ile sanatçı Gözde Gürel konuştu.

2005 yılında Şenol Erdoğan tarafından projelendirilen ve bağımsız bir yayın hareketinin parçası olarak önceleri fanzin formatında okuyucuyla buluşan o zamanki ismiyle Kadıköy Underground Poetix'in, günümüz ismiyle UPXIV'ün yayın sürecini kısaca özetlemenizi istesek neler söylersiniz?

Underground Poetix (UP), o dönem Şenol Erdoğan ve Kerem Kamil Koç tarafından projelendiriliyor ve çeşitli, hiç ummadığınız yerlerde karşınıza çıkabiliyor. Aslına bakarsınız sizin de belirttiğiniz yılların öncesine gitmemiz lazım.

up

UP açısından da düşündüğümüzde; “kültür erozyonu”, “yozlaşma”, “dilsel çözülme” gibi militer ve geçmişe atıfta bulunan sahiplenici –biraz da travmatik- olarak değerlendirebileceğimiz kalıplar, tuhaf gelebilir ama, kulağa oldukça ilgi çekici geliyor. Yaşadığınız yerdeki kültürel çatlamalar; kaçınılmaz olarak yeni bir takım ünitelerin, ifade/iletişim biçimlerinin ve sonrasında çıkan temsillerin önünü açar. Elbette altı bomboş ve nefret ettiğiniz bir takım şeylerle karşılaşmak gibi kötü tecrübelere de dönüşebilir bu. Ama UP için söyleyebileceğimiz nokta tespitlerden birisi, bu ve buna benzer süreçlerin içerik ve yaratıcılık açısından oldukça işe yaradığı. Rotayı “teorik” boyuttan, daha tarihsel bölümlere kıracak olursak… 12 Eylül darbesinin ardından irdelenmesi gereken ufak bir detay var: politik olarak sol anlayışın bir daha toparlanamamak üzere sindirilmesi bir yana, devrimsel bir sürece umut bağlayan kitlelerin de ümitsizliğe düştüğü ve havlu attığı bir dönem. Bunu elbette biliyoruz ancak bu süreç aynı zamanda şöyle bir kanalın açılmasına da yol açıyor: Ortodoks, SSCB & Çin ekolüne dayalı, çatışmacı ya da daha ulusal çizgiye yakın Marksist kanallardan kalan boş, umutsuz ve artık sürdürülebilir olmayan isyan dalgasının hakim olduğu bir ortamda; (daha hissedilir manada)

80’lerin ortalarından itibaren anti-otoriter, anarşist, feminist, lgbti vb. eylemlilikleri barındıran birçok -birey merkezli de sayabileceğimiz- oluşum filizlenmeye başlıyor.

Aynı dönem; metal, crust, hardcore, punk, noise ve diğer türlerinde yavaş yavaş geldiği yıllar.. Bu gidişat elbette kendi yayım kanallarını, mekanlarını ve fenomenlerini meydana getiriyor. Gorgor, Mr P., Laneth, Çalıntı, Stüdyo İmge’den tutunda Apolitika, Ateş Hırsızı gibi birçok zine ya da dergi var dolaşımda. UP projesini şekillendiren isimler, kendilerini, tam da bu –deyim yerindeyse- “ateş hattı”nın ortasında buluyorlar.

2000’li yıllarda farklı bir tutuşma başlıyor, çoğu topluluk dağılıyor, o dönem ki anlayıştan uzaklaşılıyor biraz. Ama büyük ya da daha minik birimler halinde devam edilmesi gereken, öyle ya da böyle yayıma hazırlanması lüzumlu görülen çok geniş bir “envanter” var. Amerikan karşı kültürü, eko-feminizm, yeni bilim kurgusal metinler ve sayabileceğimiz birçok başlıkla beraber Underground Poetix tam da bu noktada ortaya çıkıyor işte.

up

Ülkemiz açısından dergi yayıncılığını hem sektörel, hem içerik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? İlginizi çeken, sevdiğiniz yayınlardan örnekler vermenizi istesek.

Dergi yayıncılığı biraz önce de bahsettiğim üzere garip bir hal aldı. Mesela britpop sevmeyen biri olarak şu günlerde Blur kapaklı bir dergi çıksa gerçekten koşturarak gidip almasam da heyecanlanırım.

O dönemin arada tepki gösterdiğimiz popüler dergilerini dahi özledim diyebilirim. Bugün mesela bakıyorsunuz; sadece Anadolu frekansından (müzikal, görsel vb. materyaller) feyz alan kapaklar, derinlikten uzak edebi inceleme yazıları ve elbette “rock star” ilan edilen fenomen yazarların portre-illüstrasyonlarından oluşan kapaklar, politik olarak kafası oldukça karışık –ve tehlikeli- makaleler. Örnekleri çoğaltabiliriz.. Özetle farklı ve anlamadığım bir havuzdan besleniliyor. “Bunların hepsi kötü, işe yaramaz, bence almamalıyız” gibi üst perdeden bir değerlendirmeye girmeyeceğim şüphesiz ama taranacak koca bir literatür ve ortaya çıkarılmayı bekleyen tonla malzeme varken neden belirli noktalar üzerinde saplanıp kalındığını cidden anlamakta güçlük çekiyorum.

Saçma bir sahiplenme var, mesela Gezi Parkı üzerinde de bu çok yapıldı. “Gezi dili” dendi buna, “Gezi mizahı” falan... Ve oradaki herkese ortak bir kimlik yüklenmeye çalışıldı. Elbette elinde saçma sapan silahlarla suratı asık milislere oranla, daha ferah ve otonom eylemleri tercih ederim ama muhalif söylem oluşturup, bunun üzerine yeni bir kültür inşa ederken biraz dikkatli olmalısınız.

Otoritenin sizi suçladığı, hedef gösterdiği dille mizah -ve yayımcılık- yapmaya kalkışırsanız ve hele de geçmişi buna alet etmeye cüret ederseniz, ortaya ne olduğu belirsiz tonla şey çıkar. Bugünün kültürel formları ve dergi yayımcılığı da biraz bu gidişatta aslına bakarsanız ve elbette hepimiz bunun içerisindeyiz, kimseyi ayrı tutmaya gerek yok.

up

Takip ettiğim/iz şeylere gelince, mesela Hortlak bu günlerde yapılabilecek en güzel aşı. Eski dostların yeniden dönmesi ve bir arada olması çok güzel. Ardından son zamanlarda Noizine Kolektif’in eski üretkilerini söyleyebilirim size, Depths of Byzantion olarak geçtiğimiz yıllarda iki-üç zine işine girildi, gayet güzel, toparlayıcı materyaller ortaya çıktı. Sağanak Beyin Terörü, crust ve hardcore için güzel bir seriydi, şimdi ne alemde bilmiyorum. Web üzerinden mesela b filmleri, bilimkurgu, metal, grindcore üzerine 2008’den itibaren oldukça geniş bir kaynak haline gelen Haribo Extreme Culture adlı bir blog var. FRP, konsol oyunları ve fantastik birçok ögeye ev sahipliği yapan FRPNET.NET var ya da. Bunun dışında süreklilik taşıyan popüler bilim ve tarih yayınlarını sayabilirim, ancak yeni ve çok severek takip ettiğim/iz bir yayın ismi ne yazık ki veremeyeceğim.

Yurtdışından takip ettiğiniz, önemli bulduğunuz yayınlar var mı?

Çoğu kaynağı zaten “yurtdışı” dediğimiz alandan çekiyoruz, derginin çeviri metin akışını belirleyen de yine o kaynaklar kaçınılmaz olarak. Cvltnation var mesela; okült öğreti ve görsel materyallerden tutunda birçok karanlık müziğe ev sahipliği yapıyor. Şimdilerde İstanbul ayağı da yapılandırılan Red Bull Music Academy var, bazılarına ilginç gelebilir ama gerçekten güzel müzik yazıları bulabilmeniz mümkün. Yine eski heyecanı vermemekle birlikte Terrorizer’ı web üzerinden takip ediyoruz. Daha kuramsal ve politik yazında da 3ammagazine, Jacobin Magazine, New Left Review, The Funambulist Pamphlates, Rolling Stone ve ekleyebileceğimiz birçok portalı takip etmeye çalışıyoruz.

6:45 dukkan

Karşı kültür, alt kültür, savaş sonrası Amerikan yazını, punk rock gibi bir çok farklı alanda literatürel katkılar sağlamış, ciddi bir Türkçe kaynak olarak okuduğumuz UP XIV'ün şu anki yayın politikasını öğrenebilir miyiz? Yeni sezonda daha çok hangi konulara eğilecek, bizleri biraz bilgilendirirseniz seviniriz.

UP XIV, yayın politikasından ziyade odaklandığı konularla işi çevirmeye çalışan bir oluşum. Mesela 2015 yılında tekrar toplanıp, süreli aylık yayına başladığımızda ilk birkaç ay Yugoslav-Sovyet mimarisi, müziği ve diğer üniteleri üzerinde yoğun olarak duruldu. Nedeni ise saatlerce süren dergi toplantıları, kararlaştırılmaya çalışılan başlıklar ve devamlılığı sağlamaktan ziyade o günlerde, gündelik olarak neyle uğraşıyorsak, neye kafa yorup, üzerinde duruyorsak onun sayfalara dahil edilmesiydi.

Mesela bir ara yoğun olarak punk’ın köklerine inildi, çünkü İstanbul sahnesi her zamanki gibi – ve iyi ki- yoğun olduğu için biraz müzik kazısı yapmak güzel olacaktır diye düşündük. 2016 ekim ayında Deleuze ve Post Punk üzerinde bir konsept sayı hazırlandı, bir öncesinde Russ Meyer ve ucuz Amerikan esintileri dergiyi ele geçirdi.

Belirttiğim üzere, o gün, o ay, o yıl içerisinde ne izliyorsak, hangi mimari bülteni takip ediyorsak, hangi yönetmene kafayı takmışsak onun üzerine gidiyoruz. Bu nedenle ileride ne yapacağımızı da zamanı gelince, hep birlikte öğreneceğiz.

 

Yazar Hakkında

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.