Kumbaracı50'nin Saygı Duruşu: Yalınayak Müzikhol

gulhan kadim

Yazar: İlkay Ceyhan

“Yalınayak Müzikhol” bir oyundan çok fazlası Kumbaracı50 ve 6’dan Sonra Tiyatro ekibi için… Bu hayattan göçüp giden sevdiklerimizin ardından ne hissediyorsak, öyle bir oyun “Yalınayak Müzikhol”… Biraz şaşkınlık, biraz kadere isyan, biraz zamansızlığa sitem, çokça sevgi, güzel anıların verdiği hüzün ve sevinç karmaşası… Tam bir saygı duruşu! Bu saygı duruşunu ve Kumbaracı50’nin oluşum sürecini Genel Koordinatör Gülhan Kadim ile konuştuk.

Öncelikle teşekkür ediyorum bu röportajı yapma teklifimi kabul ettiğin için. İlk olarak “Kumbaracı” hakkında merak ettiklerimi sorarak başlayacağım. Kumbaracı 50 ismi ön planda olsa da kuruluşunda “6’dan Sonra Tiyatro” fikri var. Bu fikir nasıl ortaya çıktı, nedir biraz bahseder misin?

6’dan Sonra Tiyatro, 16.-17. sezonunda olan üniversite temelli köklü bir gurubun fikri. Hepimiz İTÜ’de öğrenciyken oradaki kulüpte tiyatro yapmaya başlamıştık ve şuan 6’dan Sonra Tiyatro ekibinde olan herkes öğrenciliği boyunca o kulüpte tiyatro yapmaya devam etmiş insanlar. Hatta mezun olup işe girdikten sonra da bırakmadık, alttan gelenlerle devam ettik. Tabi bu dediğim dönem 90’ların ortası oluyor, yani hayatımızın önemli büyük bir kısmını birlikte geçirdik diyebiliriz. 1999 yılından sonra dışarıdan aldığımız katkılarla da yarı profesyonel bir grup oluşturulabilir mi fikri ortaya çıkınca İTÜ’nün dışına çıkmaya karar verdik. Ekibin isminin bu olması ise hepimizin alaylı olması, gün içerisinde çalışırken akşam iş çıkışı toplanıp tiyatro yapmamızdan geliyor biraz da.

yalinayak muzikhol

Nerelerde oynadınız peki ilk önce, başlangıçta sahneniz yoktu değil mi?

Evet yoktu, Barış Manço Kültür Merkezi’nde oynuyorduk. Muammer Karaca Sahnesi’nde oynadık. Bu süreçte kendi metinlerimizi yazdık, yazar çıkarma denemeleri yaptık ve Yiğit’in yazabildiğini gördük. “Bekleme Salonu”nu yazdı, oynadık ve sonucunda böyle devam edebileceğimizi gördük. Çünkü çok keyifli bir şey ekibe göre yazılan kendi metinlerimizi oynamak, anlatmak istediklerimize kendi kendimize karar vermek. Fakat ana sebep, kendi mümkünlerini yaratan bir ekip olma isteğiydi. İTÜ’deki ekip zaman içerisinde dağılınca da biz 6’dan Sonra Tiyatro olarak yola devam ettik. Sonrasında karşıdaki farklı birkaç sahnede de oynadık; ama 10. Yılımıza gelmiştik ve sürekli sahne taşımaktan çok yorulmuştuk. Kendi sahnemiz olsun mu yoksa bu ekip artık tiyatro yapmaya devam edemeyecek mi ikilemi arasındayken ve tam vazgeçmek üzereyken, birlikte yer baktığımız emlakçı bizi, şimdiki Kumbaracı50’nin yerine getirdi. Çok kısa bir süre içerisinde ekibimizin fikir-görüşleriyle burayı “her yer sahne” mantığı ile yeniden inşa ettik. 2009 yılında çektiğimiz krediler ve ortak çabalarımız sonucu bu işe giriştik.

Buranın kuruluşu için 2009 yılından bahsediyoruz ve o dönem için belirli bir çevresi, izleyicisi vardı 6’dan Sonra Tiyatro’nun. Ancak geçmiş seyircinin getirisi yeterli değil, başka seyircilere nasıl ulaştınız?

Uzun bir kurulum ve açılış süreci geçirdik biz ve bu süreç içerisinde Nilgün’le çalışıyorduk. Açık Radyo sistemini çok beğeniyorduk ve onların fikrinden nasıl yararlanabiliriz diye onlarla görüştük ve bir kampanya çalışması başlattık. Zaten 2009’dan önce çok fazla sahne de yoktu bu tarzda. Galata Perform ve DOT vardı. Biz sadece kendi oyunlarımız için değil, konuk ekiplerimiz için de imkân sağlayabileceğimiz bir sahne kurmak istedik. Performanslar, konserler olsun diye düşündük ve de başarılı bir duyurma kampanyası başlattık. Ardından kötü bir olay yaşadık; açıldıktan 3-4 ay sonra bir oyunun hazırlık aşamasında tiyatro olarak mühürlendik. Bir gazetenin hedef göstermesiyle, bulunduğumuz konum da Tophane olunca, mühürlenme ile karşı karşıya geldik ve bu olay çok ses getirdi. Belediyenin de araya girmesiyle olay daha da büyüdü. Ancak bu kötü olay bizim belki de normal şartlarda ulaşamayacağımız kitleye ulaşmamızı sağladı. Ayrıca mekânın kendi içinde de bir değişim söz konusu. Belli bir kitleye belli bir tarzda oyun sergilemek yerine, her seferinde başka dekorlar ve sahne düzenlemeleri ile seyirci karşısına çıktık. Mesela burada kolonlar var, seyirciyi seyirciye kolonla anlatma durumu doğdu buradan; çünkü onları farklı oyunlar da farklı şekillerde kullanıyoruz.

yalinayak muzikhol

Bir laf vardır “iki direk bir heves” diye, onu sizin aracılığınız ile “iki beton bir heves” şeklinde de çevirebiliriz bu durumda galiba?

Evet, mekânın zorlayıcılığını yaratıcılığa çevirmek ve oradan da bir üretim gerçekleştirmek istedik. Yiğit özellikle çok titiz bu konuda, mekanın kullanılabileceği tarzda oyunlar hazırlıyoruz ve bu sayede her seferinde değişik bir konsept oluşuyor. Seyirci de daha bir merakla geliyor, farklı bir sahneyle karşılaşıyor. Ben de seviyorum bu durumu. Ayrıca kısa zamanda bize katkı sağlayan farklı ekipler ve onların getirdiği seyirciler de oldu. Şimdi artık oturmuş bir kitlemiz var. Tabi ki çok büyük bir kitle değil, zaten özel tiyatroları düzenli takip eden seyirci kitlesi çok değil; ama biz memnunuz.

Her sene bu oyunları belirleme ve yazma süreciniz oluyor, bu süreçte oyunları yazmanız ve hazırlanmanız nasıl ilerliyor? Mesela yıllar önce yazılmış bir oyun vardır, belki hasbelkader yazılmıştır, ama bir anda ülke gündemine oturacak bir içeriğe sahiptir ya da ülke gündemine göre sizin bir oyun geliştirme fikriniz olur; bu fikri ortaya koyma süreciniz nasıl işliyor?

Oyun seçmedeki kriterlerimiz yaşadığımız ülkenin gündemi tarafından çok etkilendiği için ona uygun oluyor. Aslında kendi oyunlarımızı yazma isteğimiz de bu yüzden; çünkü ne söylemek istediğimizi oyunlarımız aracılığıyla seyirciye ulaştırmak istiyoruz. Özellikle Yiğit’in metinlerine bakarsak geçerliliğini koruyan metinler görüyoruz hep. 12.sezonunda olan bir oyun olmasına rağmen hala geçerliliğini koruyan bir oyunumuz var: O.B.E.B. 444 de öyle mesela, 8. sezonunda olmasına rağmen. Bazen tamam oynamayalım artık dediğimiz son oyunlarımız da oluyor; fakat bir repertuar oluşturduğumuz ve belli bir seyirci kitlesi yakaladığımız için hepsi devam etsin de istiyoruz. Metinler geçerliliğini koruduğu için de 12-13 senedir oynamaya devam ettiğimiz oyunlar oluyor.

yalinayak muzikhol

Bu arada araya girip sormak istiyorum, 6’dan Sonra Tiyatro ekibi birlikte başlamış çekirdek bir ekip var hala değil mi?

6’dan Sonra Tiyatro’nun üyeleri çekirdek ekip; ama Kumbaracı50 açıldıktan sonra ekibe dâhil olan başka insanlar da oldu. Onlar karar ve yönetim kısmında yoklar; ama Kumbaracı50’nin bütün sürecinde varlar. Hatta dahil oldukları kısımlara tasarım ve oyun hazırlama süreci de dahil, dolayısıyla sayımız 20’leri geçiyor. Hiç audition yapmıyoruz, seçme yapmıyoruz, dışarıdan oyuncu almıyoruz. Bu kesin bir karar olduğu için değil, yapımızla çok örtüşmediği için biraz böyle. Gece çok saatlerde prova yapabiliyoruz çünkü aramızda hala bireysel mesleklerinde çalışanlar var, o yüzden bu yapı kendine has ve oraya uyum sağlayabilenlerle de devam ediyor. Ancak buraya gelip bir şekilde yolumuzun kesiştiği ve devam ettiğimiz insanlar da var. Çok organik olarak ilerliyoruz ve biz de bundan memnunuz. Piyasada bazen “ben şuyum, ben buyum” diye gelen oyuncuları ve onlardan kaynaklı sıkıntıları da görüyoruz. Biz de böyle bir durum yok. Herkes evi gibi her şeyi yapıyor burada. Gelen kişi sahiplenme duygusunu kazanınca da burada kalıcı olabiliyor.

Peki Yalınayak Müzikhol oyununa gelirsek, tam anlamıyla bir saygı duruşu niteliğindeydi aslında. Daha öncesinde Kumbaracı 50 battı batıyor söylentileri, haberleri çıkmaya başlamıştı ve maalesef ki bir tiyatronun kapanacak olmasından neredeyse sevinecek insanlar ortaya çıkmıştı. Bu oyun onlara da çok güzel bir cevap oldu diyebiliriz sanırım, bu süreci biraz anlatır mısınız?

Tabi, müzikhol fikri Yiğit’in (Yiğit Sertdemir) kafasında olan bir fikirdi. Onun kafasındaki bu fikir seyircilerin arasında geçen grotesk bir oyundu, bunu bir süre kafasında döndürdü ve tamam dediğinde oyunu ortaya koyma çalışmalarına başladık. Yalınayak Müzikhol’de böyle oldu, 1 Ağustos 2016’da provalara başladık ve kafamızdaki fikre göre bütün oyun, karakterler süreç içinde ortaya çıkacaktı. Herkes kendi karakterini oluşturacaktı ve kurgu bütününe katkı sağlayacaktı. Çalışmayı çok sevdiğimiz ama aynı zamanda da çok zorlayıcı bir yöntem bu. Sadece ana metin çerçevesi ve bazı ipuçlarımız vardı. Ötelenmiş ve entegre olamamış insanlar, ayrı ayrı karakterler vardı kafamızda. Tarlabaşı’ndan yola çıktık bu karakterleri oluşturmak için. Orada fotoğrafları çekilen, oranın eski yerlisi olan, kentsel dönüşümden etkilenmiş insanları bir müzikholde toplayıp başlarına da bir patron yerleştirerek, kendilerine yer arayan bir ekip oluşturmak istedik. Daha aile gibi bir yapı oluşturduk karakterler arasında. Sevgi teması çok önemli bu aile çerçevesinde, karakterlere bakıldığında çirkinler ama yaşadıkları onca şeye rağmen kendilerine has bir duruşları var. Böyle bir süreçle başladık, sonrasında Kumbaracı50 ile buluşma fikri doğdu. Hatta o fikri de şöyle yazabiliriz; ikisi arasında bir atışma var, müzikhol kendine yer arıyor ve Kumbaracı50’de belli günlerde bu müzikhol ekibine sahnesinde yer açıyor. Önemli olan müzikhol fikri zaten; çünkü her karakterin bir tavrı var. Birbirlerine çok yakınlar ve dahası yalınayaklar. Maalesef ki süreç bizim için çok can yakıcı ilerledi; çünkü Tomris Abla da bu oyunda oynayacaktı aslında.

tomris incer

Belki burada bir virgül daha koymak lazım, Tomris İncer’in Kumbaracı 50’nin mayasında çok önemli bir yeri var. Mekana girildiğinde, merdivenlerden çıktığımız zaman, gözümüze ilk çarpan oluşturmuş olduğunuz hatıra köşesi. Bu oyunun içerisinde de çok hissediliyor, onu ne kadar sevdiğinizi çok net gösteriyorsunuz. Oyunun içinde sevgi temasının ve karakterlerin birbirine tutunmasının da bu kadar önemli olması biraz da bundan kaynaklı bence. Kumbaracı50 ile bu kadar bağdaşabiliyor olmanızın da sebebi diye düşünüyorum ben. Peki Tomris Hanımın buraya ilk gelişi nasıl oldu, buraya nasıl dâhil oldu ve ne ölçüde katkıda bulundu?

Biz onunla çok eskiden tanışıyorduk, ilk olarak OBEB oyununda bir araya geldik. OBEB’te dışarıdan gelen bir ses vardır; o ses Tomris İncer’di. Gerek sesiyle, gerek oyunuyla desteği her zaman bizimleydi. Burası onun da sahnesiydi aslında. Son senelerde daha çok iç içe olmaya başlamıştık. O dönem kendisi emekli olmuştu ve burası onun hayatında daha da önemli bir hale geldi. Sonrasında da ne zaman başımız sıkışsa ya da hiçbir iş yokken bile hep bizimleydi. Burada onun yarattığı bir dünya var ve herkese dokunmuşluğu vardır. Onun vefatı bizin için çok büyük bir kayıp oldu. Bu projeyi onunla paylaştığımızda kendi rolünü yazmıştı zaten, bir çiçekçiyi oynayacaktı. Müşterilere çiçek satacaktı, kostüme varana kadar tüm detayları oluşturmuştu kafasında. Biz provalara başladıktan üç gün sonra öğrendik, Yine de hep bir umudumuz vardı geleceğine dair ama tabi hüzünlü ve tuhaf bir prova süreci oldu bizim için. Sanki onunla oynuyormuşuz gibi hissettik, bu yüzden de bu oyunu oynamayı çok seviyoruz. Tabi başlarda çok zorlandık, ama o zorluk bir süre sonra geçiyor ve onun bir parçası olma haline dönüşüyor.

Teşekkür ediyorum Gülhan’a, O’nu daha fazla zorlamamak adına… Tüm tiyatro topluluklarının ve mekânlarının içerisinde emek ön plandadır. Bu emek verilirken, birçok anlaşmazlıklar yaşanır, kırgınlıklar olur, tartışılır ancak işin güzel olması adınadır hepsi, zaten çoğunlukla eğlenilir, zevk alınır o yapılan işten. Tiyatronun kapısından çıktıktan sonra dostsundur kimine göre, kimine göre anne, kimine göre sevgili, kimine göre arkadaş... Hayat gibi yani, zaten derdi tasası da hayat değil mi tiyatronun? Tüm bu “hayat” hengâmesi içerisinde Kumbaracı50 ve 6’dan Sonra Tiyatro, ayrışıyor bana göre diğer tiyatro ekiplerinden: Birbirlerine bağlılıkları, “her şeye rağmen” diyerek yola çıkmaları ve devam etmeleri o yola; birbirlerine olan sevgileri ile. “Yalınayak Müzikhol” de bu sevginin ürünü. Toplum olarak ihtiyacımız olan şeye çoktan sahip Kumbaracı50, işte bu yüzden güzeller… Bu tükenmez yoklukta ayakta kalabildikleri için emeklerine sağlık!

TAKVİMİ GÖR

Konser, Sergi, Sahne Şovu, Tiyatro... Nerede? Ne Zaman? Şehirde Ne Varsa Hepsi Burada !

SanatOnline.Net e-posta aboneliği

Sanatsal etkinliklerden haberdar olmak ve sanat haberlerini almak için e-posta hesabınızı bırakabilirsiniz.